asliberry

Acil Eylem

Mısır'daki ölüm cezalarını durdurmak için imza verin: TIK

Günler


Çok uzun bir süredir güne yoga ile başlıyorum. Her sabah aynı rutini uyguluyorum. Ayakta başlayıp yerde devam eden, içine kısa da olsa bir meditasyon da dahil ettiğim rutinim sadece regl dönemlerimde biraz farklılaşıyor, o günlerimi daha çok yerde yin yoga tadında geçiriyorum. Toplam 1 saat 15 dakika geçen sabah rutinim son günlerde 1.5 saati geçip neredeyse 2 saate yaklaşmaya başladı. Bakıyorum hep aynı şeyleri yapıyorum neden böyle uzun sürüyor anlayamıyorum. Sonunda çözdüm ki bırakmak istemiyorum. Bilmiyorum siz bu dönemi nasıl yaşıyorsunuz. Ben adalet duygularımın zedelendiğini hissediyorum. Güvenme ihtiyacı içindeyim. Yoga bana güven veriyor. Eskiden yani yoga nedir bilmeden önce kendimi sokaklara atardım. Şimdi evden çıkmaz oldum. Neredeyse aylardır işe gitmek dışında evden hiç çıkmıyorum diyebilirim. Bir tek geçen pazar İzo geldiği için çıktım. Oysa sokakta yapacak ne çok şey var. Yaman'la Karanlıkta Diyalog Sergisine gitmek istiyordum, bir türlü olmadı. Yeğenlerimden Duygu pazar günleri Yaman'a ders vermeye geliyor, geçen geldiğinde sinirliydi, metroda durakların ismi okunmadı dedi. Ben de ama kapıların üzerinde duraklar yanıyor dedim. Evet teyze ama onu biz görebiliyoruz, görme engellilerin tek rehberi o durak anonsları dedi. Sonra Karanlıkta Diyalog Sergisinde yaşadığı deneyimi ve ne kadar etkilendiğini anlattı. Üstelik Karanlıkta Yoga İle İçsel Keşif etkinliği bile var. İki haftalığına bir başka şehire iş başı eğitimi vermeye gideceğim, dönüşte mutlaka bir vakit yaratıp hem bu sergiye ve hem de bir yoga dersine katılmak istiyorum. Bu arada iş yerinin gönderdiği eğitime iki arkadaş gidiyoruz, benim için yoga açısından da bir gelişim fırsatı olacak, çünkü sabahları beraber gittiğim arkadaşa da yoga dersi vereceğim. Hoş bir deneyim olacak. Kafamda hep bir yoga tatili dönüp duruyordu, şimdilik bu kadarını yaşayabileceğim ama bu yıl kesin kararlıyım en azından üç beş günlük bir yoga tatiline gitmek istiyorum. Dönüşüm için de bol bol plan yaptım. Zira artık tape mape dinlemek istemiyorum. Vaktimi değerli şeyler için kullanacağım. Şimdilik planlarım şunlar; Bisiklet alacağım, hafta sonları bisikletle gezeceğim. Yaman'la çimenlere uzanıp uzun uzun sohbet etmek ve baharı minik pikniklerle karşılamak istiyorum. Konuşan Kitaplık için kitap okumak istiyorum. Hanife geçen yıl Houshang Moradi Kermani'nin bir çocuk kitabını okumuştu. 
Ben de Louise L.Hay'in ve Eckhart Tolle'nin çocuk kitaplarını okumak istiyorum. Öncelikle daha önce birileri okumuş mu kütüphaneden kontrol etmek gerekiyor, eğer uygunsa talimatları bildiriyorlar ve belirtilen koşullara uygun olarak okuyup cd'ye kopyalıyor ve gönderiyorsunuz. Uygun bulunursa kütüphaneye ekliyorlar. 

Bir arkadaşım yazmış, içimizdeki güzel duyguları da çalmalarına izin vermeyelim diye. 

Ne kadar doğru

Evet güzellikleri yaşamaya, yaşatmaya ve yaratmaya devam edelim.

Berkin Elvan Evladımız



Ben sabahlara güneş olmaya gidiyorum, kimse karanlığa uyanmasın diye…

İlhan Berk



Dikkat Reklam


Genellikle sevdiğim çukulataları yazmama alışkın arkadaşlar, şaşırmayın. Kendi aile ürünümüz diye yazmıyorum, kaliteli bulduğum bütün ürünleri paylaşıyorum. Satranç takımı alacaksanız doğru adres E4 SATRANÇ. Ahşap takımlardan, bahçe satranç takımlarına, okul satranç takımlarından, satranç eğitim panolarına kadar satranca dair ne ararsanız bulabileceğiniz tek adres E4 SATRANÇ.

Facebook sayfası için TIK

İletişim Bilgileri:

Adres: Siteler Ereğli cad. NO: 107/15-16 06320
Altındağ/ANKARA
Tel: 0312 351 58 51 Fax: 0312 351 58 86
e-posta adresimiz: bilgi@e4satranc.com.tr

İki Film Birden

 

Biraz da konulu film izlemek lazım:)

Güne Dair Huzurlu Küçük Bir Not

Çok çalışıyorum. Her akşam dokuzda eve geliyorum. Günümün çalışmadığım saatlerini de yoga yaparak, uyuyarak, okuyarak ve film izleyerek geçiriyorum. Ülke çalkalanıyor ama ben hayatımın hiçbir döneminde bu kadar keyifli, bu kadar memnun ve bu kadar huzurlu olmamıştım. Tepede dönenler, büyük abiler falan hepsi aynı, devran dönüyor. Ortaya saçılanlar doğru-yanlış, iyi-kötü, güzel-çirkin... Öyle durmuş bakıyorum. Beni en çok ilgilendiren insanların kendi içlerinde neler yaşadıkları. Bu beni memnun ediyor. Yorumlarımız değil, izlediklerimiz ve kendi kendimize sorduklarımız daha değerli ve elbette daha geliştirici. Ne mutlu bize.

Bir Annenin Tertemiz Elleri Tertemiz Yüreği


Belki izlemeyenler vardır diye bloğuma da ekliyorum. Vakit yaratıp yazıya dökerek saklamak istiyorum. Malum internet yasakları var, videoları falan tutar kaldırırlar. Sözü uçursalar da yazı kalır. Bilmiyorum farkında mısınız? Açık internet grupları alternatif iletişim önlemleri almaya başladı. Ayrıca politik içerik yazanlar da bloglarını yedekliyorlar. Biz yıllardır neyi istemediğimizi gayet iyi anladık. Artık ne istediğimize odaklanmamızın zamanı gelmiş olmalı.

Mendilleri Hazırlayın

Regl sancılarıma eşlik eden baş ağrılarımı da yanıma aldım, bu yalnız ve özgür Cumartesi günümü yatağa gömülerek, film izleyerek falan geçireyim istedim. Gitgide uzayan bir film listem var. Böyle bir titreşim içindeyken pembe mutlu sıcak bir film seçmem gerekirdi. Ama ben konu araştırması yapmak yerine o piti piti yaptım. Ve Temple Grandin'i izle dedim, ne dilersem gerçekleştiren Hazreti Google hemen bir site önerdi. Çok iddialı bir isme sahip olan film sitesine girdiğim an vitrininde yukarıdaki afişi gördüm. Afiş beni kendine o kadar çekti ki, nasılsa zar atıyoruz hadi bunu izle dedim. Ahhhh film bitti ama ben de bittim. Ağlamaktan helak olduğum gibi baş ağrılarım da iki katı arttı. 

Filmde Camino'nun diş teli olan bir kız arkadaşı vardı, sanırım bir kızım olsa aynı öyle bir kız olmasını isterdim. 

Camino ile aralarında geçen bir replik;

Benim kız: Buluğ çağı arifesindeyim
Camino: Neymiş o?
Benim kız: Bende olan ama acısını annemin çektiği bir hastalık.

Best Of OF OFFFF

Yasemin yazdığından beri bu filmi kovalıyordum. Dün akşam izlemeye karar verdim. Filmin rengi belli olmaya başladığı anda Mehmet'in yüreği daraldı ve ben bu filmi izlemek istemiyorum dedi. Zorlamadım tamam dedim, ben tek izlerim. Keyfimiz yerine gelsin diye hemen bir halivuud filmi açtık. Bu sabah kahvaltısından sonra Mehmet TV'deki şu bitimsiz siyaset tartışmalarını izleyerek uyuklarken, ben de kaldığım yerden Jagten'e devam ettim. Dışarıdan izlemesi ne kadar kolay. Masum olduğunu bildiğimiz biriyle özdeşleşmek, gerçekleri bilmemize güvenerek haksızlık edenlere kinlenmek ne kadar kolay. Ben bu filmde kendimle çok yüz yüze geldim. Çok hesaplaştım. Evet bu film beni gafil avladı.

Yaman bir haksızlığa uğradığı zaman, üzüldüğü zaman, bana inanmadılar anne der, beni suçlu buldular der. Ben ona hep şöyle söylerim, bunun hiçbir önemi yok, diğer insanlar olayları sadece kendi bakış açıları ile değerlendirirler. Sen eğer yaptıklarının ve söylediklerinin doğru olduğunu içinden biliyorsan diğer insanların sana inanması hiç önemli değil, sen kendine inanıyorsan bundan daha güçlü bir doğrulanma olamaz, derim.

Filmin sonunda bir sahne vardı. Küçük kızla, Lucas'ın karşı karşıya geldiği bir sahne. O anda kendimi içimden sakın kıza yaklaşma, sakın kıza yaklaşma, seni gene suçlarlar, gene suçlarlar diye Lucas'ı uyarırken yakaladım. Lucas gidip kızı kucakladı. Çünkü kendi doğruluğundan ve dürüstlüğünden o kadar emindi ki. O sahnede başladım, şu anda hala ağlıyorum. Ne kadar muhtacız ait olmaya, doğrulanmaya, kabul edilmeye, kendimizi doğru anlatmaya, haksızlığa uğramadan yaşayabilmeye ve güvenilmeye. Bu noktada kendimizi nasıl beyan edeceğiz? Doğruysan, korkacak hiçbir şeyin yoksa kendin olmaktan, kendini olduğun gibi beyan etmekten daha doğal ne olabilir ki? Offf ne biçim bir filmdi.