asliberry

Meditasyon Beyinleri Yeniden Nasıl Şekillendiriyor?



Yalnız Sara Lazar'a bayıldım. Kadın direkt benim ilk yogaya başladığım hallerimi yansıtıyor. Elleri böyle yapıyoz, böyle salakça bir şeyle bu nasıl oluyor da oluyor? Şimdi bugün artık o günlerim bana bilmem kaç yüz ışık yılı uzak geliyor. Bir insanın kendine vereceği en güzel hediye meditasyondur diyorumNokta

Ücretsiz Online Yoga Dersleri Veeee Türkçe:)

Esra Banguoğlu Ogut, internet üzerinde Canlı Yoga Kursu açıyor. Muhteşem bir proje. Umarım bu proje öncü olur ve internet üzerinden ders veren hocalarımız giderek artar. Kundalini Yoga'ya ilginiz varsa bu dersleri kaçırmayın. Esra bu yeni projesini hayata geçirirken,  24, 29, 31 Ekim ve 5, 7 Kasım tarihli derslerini hediye olarak düzenliyor. Beş günlük hediye yoga kursuna katılmak için yapmanız gereken tek şey aşağıdaki linkten kaydınızı yaptırmak.

Akıl Oyunları


Alain de Botton, Ateizm 2.0 isimli TED konuşmasında; "Dînin üst yapısı olmadan da evren büyük, biz çok küçüğüz. Bu yüzden Tanrı'ya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz" diyor.

Yoga ile ilgili en çok duyduğumuz söz şudur; "ne kadar çok insan varsa o kadar çok yoga vardır." Burada anlatılmak istenen çok basit, herkes yogada varoluşuna uygun olanı bulur. Mesela bazı insanlar yogayı Tanrı'yı idrak etmenin, Tanrı'ya varmanın bir yolu olarak görürken, bazıları da psikoterapi aracı olarak görür. Kimileri sadece omurga sağlığı için yoga yaparken, kimileri de metapsişik yeteneklerini geliştirmek arzusuyla yoga yapar. 

Ben yogaya sadece asana odaklı olarak başladım. Fiziksel ağrılarımı gidereyim, olursa biraz da kilo vereyim gibi son derece bedensel kaygılarla başladım. Pranayama, meditasyon kısımları falan hiç bana göre değildi. Hatta Ayça hoca ile tanışana kadar meditasyon hakkında hiçbir bilgim de yoktu. Yoga ile özdeşleşen lotus pozu görselleri ve basında yer alan son derece sığ bilgilerimle meditasyonu öyle pasif oturup durma olarak algılıyor ve bir anlam veremiyordum. 

Zamanla yoganın zihinsel etkilerini yaşamaya başladım. Yoga benim için bir kendimi tanıma ve düşünce hatalarımı idrak etme mecrasına dönüştü. Nasıl yani? İnsan kendini tanımaz mı canım, kendini bilmez mi demeyin. Az sonra bahsedeceğim çalışma ile söylediklerim sanırım daha anlaşılır olacaktır.

Ayça hocanın düzenli olarak verdiği çeşitli meditasyon dersleri var. Bu meditasyonlarda genelde pratyahara, dhrana teknikleri ile elele giden bir çalışma yürütülüyor. Bunlardan bir tanesi de Akıl Okuma Meditasyonu. Hayır hayır diğer insanların aklını okumuyorsunuz. Kendi aklınızı okuyorsunuz. Bu meditasyon benim için bir akıl oyunları meditasyonu oldu. Çok detaylı şekilde olmasa da genel olarak anlatmak gerekirse, yaşamış olduğunuz çok mutlu bir olayı zihninizde canlandırıyorsunuz, bir de sizi çok mutsuz etmiş bir olayı canlandırıyorsunuz. Amaç o anları, verdiği tüm hislerle ve görüntülerle tekrar yaşamak. Ve bu olumlu olumsuz deneyimlerin sıralaması da değişebiliyor. Her canlandırmanın ardından Ayça hoca çeşitli sorularla dikkatinizi yönlendirmenizi ve odaklanmanızı sağlıyor. Asıl zurnanın zırt dediği yer çalışmanın ikinci kısmında başlıyor. İlk girdiğim dersti, önce seni çok mutsuz edecek bir olayı hayal etmen, gerçekten olmuş gibi zihninde canlandırman gerekiyordu. Ooooo o kadar hızlı bir şekilde moda girdim ki, olumsuz senaryolar şelale. Ardından seni çok mutlu edecek bir şey hayal et dendiğinde; kalakaldım. Evet. Benim ilk dersim beni neyin mutlu edeceğini düşünmekle geçti. Bu korkunç bir dersti. Evet kötümser biri olduğumu biliyordum. Endişeler, olumsuz duygu ve düşüncelerle dayanılmaz bir hayat yaşıyordum ama kardeşim bu kadar mı kötü durumdaydım? Güzel hayaller dahi kuramayacak bir durumda mıydım? SENİ NE MUTLU EDER? ŞU ANDA NE OLURSA MUTLU OLURSUN?... VE ZİHNİNİZDE BİTİMSİZ BİR SESSİZLİK... Tamam bunun dramasını daha fazla uzatmak istemiyorum. Demek istediğim şu ki, bu çalışmaları düzenli olarak yaparsanız, aklınızın çalışma şeklini ve yarattığı düşünceleri bir uygulama alanı olarak değerlendirdiğinizde hissettiğiniz değişme ihtiyacı olmuyor, değişmezseniz ömür boyunca böyle bir insan olarak yaşayacağınızı idrak ediyorsunuz. Bu çok daha ileri bir şey, çok daha matematik, çok daha gerçek...

Uzun saatlere dayalı delice çalışma koşullarım ve yoga merkezinin evime uzak oluşu nedeniye  hafta içi akşamları gerçekleşen bu meditasyonlara sürekli katılım sağlayamıyordum ve üzülüyordum. Bu derslere sürekli katılabilmeyi o kadar gönülden dilemişim ki, Ayça Hoca'dan müjdeli bir haber geldi. Bütün bu meditasyonları evde de yapabilmemiz için bir evde yoga cd serisi çıkarma kararı almış. Ve ilk meditasyon cd'si çıktı bile.

Pranik Enerji Şifa Meditasyonu. Öyle güzel bir çalışma ki. Daha ilk uygulamanızda sağaltıcı etkisini hissediyorsunuz. Hani "bir canım var al senin olsun" tarzındaki damar şarkılarda geçen "Can" kavramı vardır. Ayça Hocam şöyle der, nefes aldığınız için canlı değilsiniz, canlı olduğunuz için nefes alıyorsunuz. Bizi nefes almaya mecbur bırakan bu güce, Temel yoga metinlerinde "Prana" yani  "Yaşam Gücü" adı veriliyor. Pranik Enerji Şifa Meditasyonunun amacı uygulayıcının, nefes farkındalığını ve görselleştirmeyi bir araç olarak kullanarak Pranayı hissetmesini sağlamak. Pranayı hissedince ne mi oluyor? Aslında ihtiyacın olan her şeyin şimdi, şu anda, burada olduğunu algılıyorsun. Nefes alıp veriyorsun, bedenin sağlıklı işleyişini sürdürüyor ama sen bunların farkında değilsin. Kafan bir dünya. Ayşe bana bunu dedi, ah ben de ona şunu diyeydim... Ya öyle olursa, ya böyle olursa, her şey hep kötü mü olmak zorunda? Bütün bunlar beni mi bulmak zorunda? Ah zaten bende şans olsa... Bu çalışma yarım saat sürüyorsa yarım saatliğine off'ta oluyorsunuz. Böyle olumsuz duyguların yönetimi altına girmeden geçirilecek bir yarım saatin önemini ancak yaşayarak, deneyimleyerek anlıyorsunuz. Zihnini susturuyorsun ve bakıyorsun ki, buradasın, kalbin ve sen, nefes aldıkça şişen göğsün ve sen, damarlarında akan kanın ve sen. Her şey tastamam burada. Sen tastamam buradasın. Tamsın. Bütünsün.

Hocamla gurur duyuyorum. Her gün yeni yeni güzel işlere imza attığı için, üstelik bu işleri yaparken başarılarına öğrencilerini de ortak ettiği için. Bu CD ortak bir çalışma. Eğer bu CD'yi alırsanız (ki, mutlaka almalısınız, çocuğunuzu çombalağınızı bir dolaba kilitlemeli, ışıkları kapatıp cd'de verilen yönlendirmeleri her gün düzenli olarak deneyimlemelisiniz) içinde çalışmayı ayrıntılı bir şekilde anlatan bir kitapçık bulacaksınız. Kitapçıktaki çizimler, eğitmenlik sertifika programından sınıf arkadaşım Burcu'ya aittir.Burcu on parmağında on marifet, deli yetenekli bir kızdır. CD'nin başındaki minik giriş melodisini seslendiren sanatçı da Ayça Hocamın eğitmenlik programından mezun olmuş, devlet sanatçısı müzisyen arkadaşımız Ezgi Köker'dir. Vallaha bayramda bütün kitapçılar açık. Bu CD'yi almayı unutmayın. Hazır CD reyonundayken Ezgi'nin SADE albümünü de alabilirsiniz. Ezginin güzel sesini bu linkten bir şarkısıyla dinleyebilirsiniz. 

Yoga Röportajları - Esra Banguoğlu Oğut

Yoga sözcüğünü ilk ne zaman duydunuz?

Gerçekten hatırlamıyorum.

Yoga'yı önce asanalarla mı, meditasyonla mı tanıdınız?

İlk yoga dersimde asanalar ile tanıştım. Hatha yogaydı.

Kundalini Yogaya başladığımda asana, mantra, nefes teknikleri ve meditasyon ile aynı anda tanıştım çünkü bu tarz yoga, kendi içinde hepsini birleştiriyor. 
  
Yoga'ya nasıl başladınız? (Örnek: Bir tavsiye, bir arkadaş, bir ilişki, bir tesadüf, bir sağlık problemi, ruhsal bir arayış, kilo kontrolü...)

Çok depresyonda olduğum bir dönemde, birşeylerin beni kurtarması için dua ettim. Çıkış yolu bulamıyordum.

Ertesi gün Los Angeles sokaklarında boş boş dolaşırken, kırmızı taştan yapılma bir bina dikkatimi cekti durup dururken. Acaba bu binada ne yapılıyor diye içeriye daldım. Kapıyı açar, açmaz huzur çarptığını hatırlıyorum. O saniye, hayatımın değişmek üzere olduğunu sezinledim. Beyazlar giymiş bir sürü insan etrafta zarif, zarif dolaşıyordu. "Burada ne yapılıyor"? diye sordum. "Kundalini Yoga" dediler. Meyer Gurmukh Kaur Khalsa’nın, Golden Bridge isimli merkezine girmişim. Yıl 1999. Hiç düşünmeden hemen derse yazıldım, ve Gurmukh ile beraber ilk defa Kundalini Yoga ile tanıştım. Tekrar hayata bağlandım ve hayatım değişti.
  
Yoga'ya evde kendi kendinize mi, bir eğitmenle mi başladınız? 

İlk cimnastik salonunda Hatha yoga ile tanıştım. Dans dersine gelmiştim ama iptal olmuştu, bunun yerine yoga koymuşlardı. İlk dersten sonraki bir kaç gün içinde, ay başımı hayatımda ilk defa ağrısız sızısız geçirince, yoganın bedeni, hormonları ne kadar dengelediğini anladım. Fakat hayatımı birebir değiştiren Kundalini Yoga tarzı oldu. Hep hocalar ile çalıştım, seneler sonra evde kendi kendime yapmaya başladım.

İlk denemenizden sonra sizi ikinci defa yoga yapmaya ve devam etmeye sürükleyen duygu ve düşünceler nelerdi? 

İlk dersimde çok ağladım ama bu acıklı bir ağlama değil bir boşalmaydı. Neyseki gözümü açıp, utanarak etrafa bakınca bunu yaşayanın sadece ben olmadığını gördüm. Bu bana derse devam etmem için cesaret verdi. Kendime kaç senedir ne kadar yargılı yaklaşıp, kendi kendimi ne kadar hırpalamış olduğumun farkına  varıp, o an hayatımı değiştirmeye karar verdim. İçimdeki çocuğu iyileştirmem gerekiyordu, çok ilgisiz ve yanlız kalmıştı. Dersten çıkınca, uzun süredir ilk defa gerçek bir mutluluk hissiyatı ile dolmuştum. Sokaktaki renkler bile farklı ve daha canlı gözüküyordu bir şekilde. Gurmukh derste, "Bu yoga tarzı, kendi içinizdeki ruhu tekrar deneyimlemenizi sağlar" demişti. O bağlantıyı ilk derste birebir his ettiğim için devam ettim.

Yoga sözcüğünü ilk duyduğunuzda anladığınızla, bugün yaşadığınız yogadan anladıklarınız arasındaki farklar nelerdir?

Yoganın bir dogma veya felsefe değil, bir deneyim ve bilinç meselesi olduğunu anladım. Yogayı dahi bir kaçış olarak kullanmaktan ve sadece mat üstünde yapılan birşey olarak görmekten çıkıp, hayata taşınacak bir bakış, bir sorumluluk olduğunu anladım. Yoganın, fiziksel bir akrobasi, esneklik ve cimnastik değil, kendini dinleme sanatı olduğunu öğrendim. En önemlisi de insan kendini dinlediğinde içinde sonsuz bir bilgelik ve sevgi deryası olduğunu deneyimledim. Buna arada bir dokunmak çok önemli.  Kundalini Yogayı, Hindistan dan çıkarıp, bütün Batıya yayan Yogi Bhajan ın muhteşem bir lafı vardır. "Siz spiritüel(ruhani) olmaya gelmiş insanlar değil, insan olmayı deneyimlemeye gelmiş spiritüel(ruhani) varlıklarsınız". Kundalini Yoga, hepimizin spirituel (ruhani) olduğunu bana kanıtladı. Bu "ilk" ve "öz" kimlik. Ikincil kimlik ise, "insan olma deneyimi". Yoganın benim için bu ikisi arasında köprü kurdu. Zaten, sözlük anlamıda; "BİRLEŞİM". Ama ilk başlarda bu kelimeyi ve anlamını duyduğumda bunları ifade etmiyordu. Daha çok havada bir kavramdı.   
  
Yoga yapmaya başladıktan sonra yaşamınızda meydana gelen zihinsel/ruhsal/fiziksel değişiklikler nelerdir?

Uyuşturucuyu bıraktım. Öyle çok kullanmıyordum ama belki devam etseydim bağımlısı da olurdum. Depresyon bitti. Hayata döndüm. Daha yaratıcı oldum. Enerjim yükseldi. Zihin karışıklığı, ve karasızlığın yerini netlik ve güven aldı. 

 Yoga’nın sizi en çok şaşırtan tarafı nedir?

1) Değişimin ne kadar kolay olabileceği. Hakikaten sandığımız halimizin çok ötesinde varlıklar olduğumuzun deneyimi. Böyle olduğunu hep küçük yaştan beri hissederdim ama bir örneği veya deneyimi elimde yoktu.

2) Ne kadar bilimsel olduğu. Mesela, SA TA NA MA diye bir mantra var. Bu mantranın kullanıldığı, Kirtan Kriya diye de bir meditasyon. Yogi Bhajan, 1960 larda bunu öğretirken, beyni olumlu etkilediğini ve kapasitesini artırdığını söylemiş. Şimdi insan ne olsa, “Yaa, bu kadar da olur mu”?, diyebiliyor. Yapılan bir araştırmada, bunun aynen böyle olduğu kanıtlandı. 11 dk da bütün FRONTAL LOBE un işleyişini artırıyor.  

Kendi yoga yolculuğunuzla ilgili en büyük hayaliniz nedir? 

Kundalini Yoga öğretisini, Türkiye ve Türk insanı ile tanıştırmak ve ülkemin insanlarının bu teknikten yararlanmasını sağlamaktı. İlk denemem bir seneliğine 2003 te oldu. 2003-2011 arası birçok defa Gurmukh Kaur Khlasa yı Türkiye ye getirdim, kendim ders verdim. Kundalini Yoga Eğitimini beni yetiştiren diğer hocalarım ile Türkiye de verdik.  2007 de ise 5 seneliğine Türkiye ye taşınarak bu hayalimi tümü ile gerçekleştirdim.

Yoga eğitmeni olmaya karar verdiğinizde kaç yıldır yoga yapıyordunuz? 

3-4 senedir.

Sizce Yoga evde mi, bir yoga merkezinde mi, bir spor merkezinde mi yapılmalı? Her üçünün de olabileceğini düşünüyorsanız, yararlılık sıralamasına göre açıklayınız..

Yoganın nerede yapıldığı fark etmez. Asanaları öğrendikten sonra, herhangi bir mekanda yapılır. Kimi var ki sadece kitaplardan kendi, kendine öğrenip uyguluyor. Tabii hoca ile başlamak kişinin daha temeli oturtarak ve hızlı ilerlemesini sağlar.

Evde yapmak; kişisel disiplini geliştirir. Kundalini yogada buna SADHANA denir. Bu sistemde daha ciddi öğrencilerinın SADHANA uygulaması nerdeyse şart görülür. Yoga merkezinde yapmak ise, hem hocadan yaralanmak, hemde grup enerjisinden yararlanmayı sağlar. Spor merkelerine deki yoga ya gelince, illa yoga aramayan ama kendini en azından fiziksel anlamda geliştirmeye niyet edenler için güzel bir tanışma fırsatı. Ben şahsen yoga nedir bilmez iken, Hatha yoga ile bir spor merkezinde tanıştım. 
  
İlk öğrencinizi/öğrencilerinizi ve ilk dersinizi hatırlıyor musunuz? O güne dönerek yaşadıklarınızı anlatır mısınız?

Hiç unutamam. Sertifikamı alma kararım, beni etkilemiş ve değiştirmiş bu sistemi daha derinden tanımaya dayalıyıdı. 6 ay sonra sertifikam elimde, “Acaba öğretirmiyim”? diye sordum ama 3-4 senedir bu sistemin içinde olmama rağmen kendimi yeterli görmüyordum. Evrene bırakmaya karar verdim. Eğer benim Kundalini yoga öğretmem gerekiyorsa o zaman Evren kapımı çalsın, dedim. Ancak o zaman korkularıma rağmen yürürüm diye söz verdim kendime. 2003 lerde insanlar önünde konuşmak en büyük fobimdi, herhalde. Ertesi gün, Evren kapımı çaldı. Alman bir arkadaşım aniden ülkesine dönmeliyidi ve Kimsesiz Çocuklar evinde ders veriyor, kendi yerini alacak birisini bulamamış, deneyimim olmamasına rağmen yalvar, yakar benden rica ediyordu. Yutkunarak – EVET – dedim. Ertesi gün, otobüsle gittiğim 14-24 yaş arası sokak çoçukları ödümü patlattı. İlk onların önünde korkarak başladım. O gün yapmadıklarını bırakmadılar. Saçıma sakız yapışırmaktan tutun, üstüme tükürmeye kadar, tabii sırf eğlenmek için. 4 hafta sonra tam bırakmaya karar verdim ki, bir mucize oldu ama burada anlatmaya yer yok. Sonradan herşey muhteşem, orada uzun bir süre  daha devam ettim. O küçücük çocuklar bana hoca olmayı öğretiler.

Verdiğiniz derslerde en çok hangi yoga uygulamalarına yer veriyorsunuz? (Asanalar, pranayama çalışmaları, kriyalar, bandhalar, meditasyon çalışmaları) 

Kundalini yoga sisteminde tüm setlerde Asana, Pranayama, Bhanda, Kriya ve Meditasyon birde ek olarak Mantra vardır. Dolayısı ile her zaman hepsi uygulanır.

Battaniye, yastık, kemer, yoga blokları gibi malzemelerin kullanımını destekliyor musunuz? 

Çok gerekli ise evet. Tercihim kişinin sadece kendi bedenini kullanması ve fazla itirip, zorlamadan nefes ile bedenin açıldığını deneyimlemesi.

Gözlemlediğiniz kadarıyla öğrencilerinizin yogaya başlama sebepleri nelerdir?

Çok çeşitli. 1. Hastalık 2) Depresyon 3) Kendini geliştirmek isteyi 4) Yaratıcılık 5) Spor 6) Arayış 7) Huzur 8) Kendini dinlemek ve anlamak. Ama özünde çoğu insanı yoga dersine çeken, yakın çevresinde yapan birisinin kişisel değişimini fark etmesi oluyor. 

Size göre ülkemizde evde veya bir merkezde yogaya başladıktan sonra sürdürememenin sebepleri nelerdir?(Örnek: Öğrencinin kendisinden kaynaklanan özdisiplin sorunları, bilgi eksikliği, maddiyat, eğitimcinin yetersizliği, yoganın tanımıyla ilgili net olmayan ifadeler, yoga hakkındaki bilgi eksikliği...).

Eğitim olarak her türlü dünyada tanınmış yoga hocaları artık Türkiyede. Maddiyata gelince, bir yoga dersine gitmekten daha ucuz birşey yok. Bence bunlar ana problemler değil.   

Çoğu insan başlayınca devam ediyor. Son yıllarda derslerde devam eden bir artış görüyorum ve yoga Türkiye de hızlıca yayılıyor diye düşünüyorum.

Yoga Amerikaya 1890 larda girmiştir. Amerikada bir asırdır, Türkiyede ise 15-20 senedir var diye düşünürsek yoganın ülkemizde ne kadar hızlı yol kat ettiğini görmek mümkün.

Neden Türkiye ye bu kadar geç girdi diye soracak olursak, Amerika ve Avrupa yeniliklere ve kendi kültüründe olmayan şeylere son derece açık ve meraklı. Türkiye ise hep yeniye daha şüpeci ve korku dolu yaklaşıyor. Özellikle bu yenilikler teknoloji değilde, bilgi, felsefe, düşünce olduğu zaman. Maceracı bir yaklaşım yerine, korku hakim yeniliklere yaklaşımda.

Birde Türk insanı birşeyi hemen mükemel yapamayınca, bundan kaçma eğliminde olabiliyor. Yapamadım, beceremedim dramasına girebiliyorlar. Yanlış yapma korkusu çok hakim insanlarda. Buda devamsızlık olarak bir neden olabilir. Fakat, yoga nın bir yarış olmadığını, insanın kendini olduğu yerde karşılayabilmesi olduğunu anlatınca insanlar daha bir keşf etme vitesine geçebiliyorlar.

Ülkemizde Yoganın daha geniş kitlelere ulaşması için neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Devletin yararlarını anlayıp desteklemesi. Yoganın studyolar ile kısıtlı kalmayıp, hastane, okular ve Üniversiteler yayılması. Daha çok yoga kitabının dilimize çevrilmesi. Her grup olarak yapılan etkinliğin tarikat olmadığının anlatılması.

Yoga eğitimlerinin ülkemizin koşulları için pahalı olduğunu düşünüyor musunuz?

Her insanın, elinde en son model cep telefonu olan bir ülke için cevabım kesinlikle, hayır.

Sizce yoganın yurt dışında (ABD ve Avrupa) ülkemize göre çok daha yaygın olmasının sebepleri nelerdir? (Örnek: Eğitim, tanıtım, ulaşılabilirlik, çalışma koşulları, gelir seviyesi, din kültürü, bedensel kültür, spor kültürü, moda vs).

1)  Yoga Amerikaya 1890 larda girdi. Daha uzun bir yayılma ve tanınma süreci söz konusu.
2)  Hayatımın çoğu senesini Amerika da ve Avrupa da geçirmiş bir insan olarak, bu ülkelerin genelikle yeniliklere daha açık ve hatta bunu bir gelişim referansı olarak algıladıklarını gözlemliyorum. Türkiye de ise, yeni düşünce, yeni felsefe, farklı görüşler hala bir tehdit unusur olarak algılanıyor.
3)  Batı da bireysellik en önemli meziyet olarak görülürken, Türkiye de uyumsuzluk olarak algılanıyor. Türkiye de bireyselik cezalandırılan bir olgu. Tabii bu durumda insanın kendini keşf etmesi en son plana atılacak bir yolculuk.
4)  Bunlar son derece doğal çünkü Batı 1950 -1960 larda diğer kültürleri keşfe çıkmışken, ülkemizde yurt dışına rahatça çıkabilmek yoktu, diğer kültürleri keşf etmek nispeten yeni bir oluşum, Türkiye için.
5)  Internet bu ülkelerde daha önce yaygınlaştığı için, farklı renklere dans etmek bu bölgelerde bizden önce başladı.
6)  Amerika ve Avrupa da yogik bilgilerin getirilerini, etkilerini ve mucizlerini kanıtlayan bir sürü bilimsel araştırmalar yapılıyor. Türkiye de yok ve yurt dışında olanlarda yayınlanmıyor.

Ama bunların hepsi çok hızlı bir değişim içinde.

Yurtiçi/Yurtdışı Yoga tatilleri hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Tatil yapmanın en güzel ve verimli yolu.

Çocuk, ileri yaş, hamile ve terapi yogası hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Harika olduğunu düşünüyorum ama bu konuları bunun özel eğitimini almış kişilerce verilmesi şart.

Türkiye'de yoganın gelişimine katkıda bulunduğunu düşündüğünüz eğitmenleri belirtebilir misiniz?

Zeynep Aksoy. İki tane en başarılı yoga merkezi nın kurucusudur. Yogasala ve Cihangir yoga.

Her yoga eğitmeninin, hatta yoga yapan herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşündüğünüz kitaplar nelerdir? 

The Autobiography of a Yogi – Paramahansa Yogananda.

The Eight Human Talents – Gurmukh Kaur Khalsa.

Bountiful, Beautiful, Blissful – Gurmuk Kaur Khalsa.

The Mind – Yogi Bhajan.

Her gün evde sadece 10 dakikalık bir yoga uygulaması için mutlaka yapılmasını önereceğiniz, çok önemli bulduğunuz asanalar hangileridir? 

Kundalini yoga ısınma seti. (10 dk) Arkasından da minimum (3 dk) lık kişinin kendi ihtiyaçlarına göre seçeceği bir meditasyon. Kundalini Yoga da, 3000-5000 arası farklı set ve meditasyon var. Mesela Kirtan Kriya veya Sat Kriya olabilir. Bunları www.ayrasehri.com da veya Ingilizce biliyorsanız u-tube veya google dan araştırarak bulmak mümkün.

Son olarak eğitim verdiğiniz merkezin adını, semtini, telefonla iletişim bilgilerinizi ve varsa blog veya internet sitesi bilgilerinizi paylaşır mısınız?

Bununla ilgili aslında bir sürprizim olacak çok yakında. Şimdi ne olduğunu söylemeyeyim. Okuyucularımız ayrasehri.com u takip ederlerse sürprizimin duyurularını alabilirler. 

Asliberry'nin Notları:
Esra Banguoğlu Oğut'un eşi Aykut Oğut ile beraber yazdığı Bu Egoları Şişirsek de mi Saklasak adında bir kitabı ve Stressiz Siz adında bir Kundalini Yoga DVD'si mevcuttur. Ayrıca eşi ile birlikte Yaşam Koçluğu desteği verdikleri AyRa Şehri adında bir web siteleri mevcuttur.  AyRa Şehrinde Esra Banguoğlu Oğut'un Kundalini Yoga video setleri de yer alıyor. Siteye üyelik ücretli. Ülkemizde benim şimdiye dek tespit ettiğim kadarıyla tek örneği AyRa Şehri olsa da yurt dışında aylık cüzi bir miktar karşılığında ücretli hizmet veren çok güzel yoga siteleri var. AyRa Şehri tek başına bir yoga sitesi sayılmasa da Esra'nın Kundalini Yoga videoları son derece güzel, samimi ve öğretici. Türkiye gibi yabancı dil sorunu olan bir ülke için Türkçe yoga ders videoları yayınlayan sitelere çok ihtiyaç var. Yoga merkezleri genellikle büyük şehirlere konuşlanmış durumda. Kaldı ki büyük şehirde yaşayanların da ha deyince yoga merkezine ulaşım imkanları çok sınırlı olabiliyor. Umarım bu tür web yayınlarımız hızla artar. Ben neredeyse 2 haftadır Esra'nın röportajda sözünü ettiği Kirtan Kriya meditasyonunu uyguluyorum. Kendi uygulamamda 15 dakikalık bir ısınma seti uygulamasının ardından, Kirtan Kriya meditasyonunu 31 dakika yapıyorum. Sağaltıcı etkisini ilk günden hissediyorsunuz. Alzeimer Araştırma ve Önleme Vakfının yaptığı araştırmada bu meditasyonun beynin hafıza merkezini aktive ettiği ortaya çıkmış. Mantrayı söylerken dilin üst damağa değmesi ile 84 akupunktur noktası uyarılıyor. Parmak pozlarının beynin motor-duyu bölümünde belirli alanlarda kan akışını arttırdığı görülmüş. Ayrıca mantrayı söylerken, nefes alıp, nefesi 4 heceye bölerek vermek de meditasyon yaptığınız süre boyunca ritmik bir nefes çalışması yapmanıza neden oluyor. İnternet üzerinde okuduğum makalelerden anladığım kadarıyla konsantrasyonun gelişmesine de katkı sağladığı için akşamları uykudan önce Yaman'la beraber de 3 dakikalık bir versiyonunu yapıyoruz. Tabii Yaman'a biraz oyun gibi eğlenceli geliyor. Bu meditasyon sanırım bir de panik atak hastalarında çok başarılı oluyormuş. 

Yoga Tehlikeli Midir?

Daha önce röportaj yapmış olduğum yoga eğitmenlerimizden Yeşeren Olgu Alibeygil'in bloğu yoga ile ilgilenenlerin kaçırmaması gereken yazılarla dolu. Yoga kategorisinde yayınlamış olduğu bütün yazıları okumanızı öneririm. Ancak önceliği aşağıda linkini belirttiğim yazıya vermelisiniz. Y.Olgu Alibeygil de Defne Suman gibi bir sosyolog. Yoga ile ilgili gelişmelerin sosyologların gözüyle değerlendirilmesi bizim belki de hiç fark edemeyeceğimiz bir çok olguyu gözler önüne seriyor. Daha önce Der Ki'de Yoga Tehlikeli Midir? başlığı ile yayınlanan yazının Olgu'nun bloğunda ki başlığı:

Panik Yok - Mind The Gap

Okumak için TIK

Yoga Röportajları - Banu Çadırcı

Yoga sözcüğünü ilk ne zaman duydunuz?
 
Ne olduğunu bilmeden 1970’li yıllarda Tatil Köylerinde yoga yapıldığını duydum. 1980’li yıllarda karşı komşumuz yapıyordu. Belki komik gelecek ama annem bebekken yoga diye ağladığımı söylüyor. Ne anlama geliyor bilmiyorumJ 
 
Yoga'yı önce asanalarla mı, meditasyonla mı tanıdınız?
 
Önce asanayla tanıştım.
 
Yoga'ya nasıl başladınız? (Örnek: Bir tavsiye, bir arkadaş, bir ilişki, bir tesadüf, bir sağlık problemi, ruhsal bir arayış, kilo kontrolü...)
 
Kurumsal yaşamda çalışıyordum ve stresimle başa çıkamayacak haldeydim. Bir de bunu deneyim diye düşündüm.
 
Yoga'ya evde kendi kendinize mi, bir eğitmenle mi başladınız? 
 
Boğaziçi Üniversitesi’nde Ananda Marga grubuyla Zeynep Çavuşoğlu ile başladım.
 
İlk denemenizden sonra sizi ikinci defa yoga yapmaya ve devam etmeye sürükleyen duygu ve düşünceler nelerdi? 
 
Akşam eve dönüp koltuğa yıkılıp kalmaktan daha iyi hissettirdi. Daha önce yaptığım kardiyo çalışmalarından ve tenisten farklıydı. Farkı anlamamıştım ama iyi hissettirmişti.
 
Yoga sözcüğünü ilk duyduğunuzda anladığınızla, bugün yaşadığınız yogadan anladıklarınız arasındaki farklar nelerdir? 
 
İlk başlarda sadece fiziksel beden olarak düşünüyordum. Bu benim bedenime iyi geldi. Yaptıkça farklı bedenlerde hissetmeye başladım. Matrushka bebeklerin miniğine doğru ilerlemeye başladım.
 
Yoga yapmaya başladıktan sonra yaşamınızda meydana gelen zihinsel/ruhsal/fiziksel değişiklikler nelerdir?
 
Bedenimi bir bütün olarak hissederken parçalara ayırıp algılamaya başladım ve zihnimi de toparlayıp bütünü algılamaya başladım. Kendimle buluştum.
 
Yoga’nın sizi en çok şaşırtan tarafı nedir?
 
Yaşamımın odak noktası olması. Geçenlerde bir arkadaşım yoga yaparken çok huzurlu göründüğümü söylüyordu.
 
Kendi yoga yolculuğunuzla ilgili en büyük hayaliniz nedir? 
 
Herkesin yogayı daha fazla önemsediği ve farkındalıkla yaşadığı bir topluluğun parçası olmak. 
 
Yoga eğitmeni olmaya karar verdiğinizde kaç yıldır yoga yapıyordunuz? 
 
2 yıldır.
 
Sizce Yoga evde mi, bir yoga merkezinde mi, bir spor merkezinde mi yapılmalı? Her üçünün de olabileceğini düşünüyorsanız, yararlılık sıralamasına göre açıklayınız.
 
İlk başlangıç için mutlaka hocayla birlikte ya yoga merkezi ya da bir spor merkezi olmalı. Ev daha sonra gelmeli.
 
İlk öğrencinizi/öğrencilerinizi ve ilk dersinizi hatırlıyor musunuz? O güne dönerek yaşadıklarınızı anlatır mısınız?
 
Eyvah eyvah. Ne heyecan. İlk birkaç hafta dersten önce bağırsaklarımın bozulduğunu ve dersten önce sanki bir mucize gibi geçtiğini hatırlıyorum. Sınıfta konuşan sanki ben değildim de başka bir Banu’ydu. Kendi sesime çok sonra kavuştum. 7 yıl geçmesine rağmen bazen ilk dakikalarda sesim hala titrer.
 
Verdiğiniz derslerde en çok hangi yoga uygulamalarına yer veriyorsunuz? (Asanalar, pranayama çalışmaları, kriyalar, bandhalar, meditasyon çalışmaları) 
 
Asana ve Pranayama öncelikli. Uzun süre çalıştığım öğrencilerle Meditasyona başlıyorum.
 
Battaniye, yastık, kemer, yoga blokları gibi malzemelerin kullanımını destekliyor musunuz? 
 
Evet kesinlikle. Herkesin neye ihtiyacı varsa.
 
Gözlemlediğiniz kadarıyla öğrencilerinizin yogaya başlama sebepleri nelerdir?
 
Stres, duruş bozukluğu, sırt ağrıları...
 
Size göre ülkemizde evde veya bir merkezde yogaya başladıktan sonra sürdürememenin sebepleri nelerdir?(Örnek: Öğrencinin kendisinden kaynaklanan özdisiplin sorunları, bilgi eksikliği, maddiyat, eğitimcinin yetersizliği, yoganın tanımıyla ilgili net olmayan ifadeler, yoga hakkındaki bilgi eksikliği...) 
 
Öğrenci yogaya devam edecekse çok uzun bir aradan sonra da geri gelebiliyor. Ya da bir bakıyorsun yoga kampıma katılmış. Bir kez yapmış olan bir şekilde geri geliyor. 
 
Ülkemizde Yoganın daha geniş kitlelere ulaşması için neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?
 
Bunu öğretmenlerin ve stüdyoların açık havada yogayla, 108 güneşe selamla, parkta ücretsiz derslerle, staj dersleriyle ve ücretsiz stüdyo dersleriyle ister birebir ders vererek ister stüdyolarını açarak yaptıklarına inanıyorum.
 
Yoga eğitimlerinin ülkemizin koşulları için pahalı olduğunu düşünüyor musunuz?
 
Yurt dışına kıyasla çok daha uygun.
 
Sizce yoganın yurt dışında (ABD ve Avrupa) ülkemize göre çok daha yaygın olmasının sebepleri nelerdir? (Örnek: Eğitim, tanıtım, ulaşılabilirlik, çalışma koşulları, gelir seviyesi, din kültürü, bedensel kültür, spor kültürü, moda vs)
 
Bence aynı yoldayız. Yogaya ilk başladığım yıllarda herkesin kendi mahallesinde yoga stüdyosu olacağına inanıyordum. Neyse ki tahminim doğru çıkıyor.
  
Yurtiçi/Yurtdışı Yoga tatilleri hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
 
2006 yılından beri yoga yapılmayan bir tatil düşünemiyorum. En son Vipassana ile birlikte kısa bir tatili birleştirdim.
 
Çocuk, ileri yaş, hamile ve terapi yogası hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
 
Tamamen destekliyorum. Umarım herkesin kendisi için bir şey bulabileceği daha çeşitlenmeler olur. Kanser için Yoga, MS için Yoga, Parkinson için Yoga...
 
Türkiye'de yoganın gelişimine katkıda bulunduğunu düşündüğünüz eğitmenleri belirtebilir misiniz?
 
Müheyya İzer bizleri yeni kavramlarla tanıştırdı ve bu işe gönül veren her bir öğretmen arkadaşım.
 
Her yoga eğitmeninin, hatta yoga yapan herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşündüğünüz kitaplar nelerdir? 
 
Yoga eğitmeni dersen Leslie Kaminoff’un Yoga Anatomisi. Hem Türkçesi de var. Yıllar önce ders verdiğim bir öğrencim kendiliğinden Donna Farhi’nin ‘Bringing Yoga to Life’ kitabını almıştı. Çok memnun olduğumu hatırlıyorum. Sayısız kaynak var. Her kitaptan öğreneceğimiz çok şey var. Her kitabın arkasında inanılmaz bir emek var.
 
Her gün evde sadece 10 dakikalık bir yoga uygulaması için mutlaka yapılmasını önereceğiniz, çok önemli bulduğunuz asanalar hangileridir? 
 
Asana olarak değil de omurganın 5 yöne hareketi diye cevaplayayım. Öne, arkaya, yanlara eğilme, çevirme ve aksiyel ekstansiyon. Sonunda kısacık da olsa Savasana veya bir nefes çalışması ya da meditasyon.
 
Son olarak eğitim verdiğiniz merkezin adını, semtini, telefonla iletişim bilgilerinizi ve varsa blog veya internet sitesi bilgilerinizi paylaşır mısınız?
 

İlk Yoga Deneyiminiz İçin İyi Bir Fırsat MIND BODY FESTIVAL


Mutlu ve sağlıklı yaşam konusunda uzmanlaşmış dünyaca ünlü eğitmenleri bir araya getiren MindBody Festival; iyi yaşam, sağlık, beslenme, kültür ve toplum alanlarına dokunan 3 günlük bir keşif ve deneyim fırsatı sunuyor.
MindBody Festival, İstanbul’un sıcacık güneşi ve ihtişamı eşliğinde dünyanın dört bir yanından paylaşmak, öğrenmek ve eğlenmek üzere bir araya gelen tüm insanları sevgiyle karşılıyor.
Burada, mutlaka herkese göre bir şeyler var!
Bu 3 gün boyunca, kendi programınızı dilediğiniz gibi yapabilirsiniz. Yoga, pilates, gyrotonic, tai chi, qi quong yapabilir, dans edebilirsiniz.
Doktorlar, filozoflar, tasavvuf ustaları ve refleksolojistlerle tanışabilirsiniz.
Tantra, bioterapi, ayurveda ve beslenme hakkında bilgi edinebilirsiniz.
Konuşmacıları, şarkıcıları, müzsiyenleri dinleyebilirsiniz.
Sağlıklı olmak bir yaşam tarzıdır...
Siz de yaşam tarzınızı, MindBody Festival İstanbul 2013’te bulun!


İster başlangıç seviyesinde ister profesyonel
olun, kendi seviyenize ve ihtiyaçlarınıza
uygun dersler bulabilirsiniz.

Aktif olarak yoga ve pilates yapmasanız dahi, bu konulara meraklıysanız, arkadaşlarınızla birlikte gelip pazarda gezebilir, alışveriş yapabilir; MindBody egzersizleri, dersler ve ürünler hakkında bilgi alabilirsiniz...
Siz atölye alanındayken, çocuklarınızı da oyun alanına bırakabilirsiniz. Sağlıklı besinlerin sunulduğu yemek alanında
tüm gün boyunca sevgiyle hazırlanmış lezzetli ve renkli yiyecek çeşitlerinin tadına ailece varabilirsiniz.

Program Tarihleri: 20-21-22 Eylül 2013
Yer: Santralİstanbul 
Günlük Giriş Ücreti: 25 TL
Diğer atölye ücretleri ve daha ayrıntılı bilgi için TIK

Yoga Röportajları - Çiğdem Toskay

Yoga sözcüğünü ilk ne zaman duydunuz?

Yoga sözcüğünü ilk defa 2003 yılında Viyana’da yaşadığım süre zarfında duydum. Ancak bana bir şey ifade etmedi başlangıçta. Yoga’nın sözcük anlamı, feslefesi ile ilgilenmekten çok uzaktım. İlk duyduğum zaman bana çağrıştırdığı sağlıklı olmak ve bedensel egzersizlerdi.

Yoga'yı önce asanalarla mı, meditasyonla mı tanıdınız?

Yogayı önce asanalarla tanıdım, bu yolculuğa tamamen beden odaklı başladım.

Yoga'ya nasıl başladınız? (Örnek: Bir tavsiye, bir arkadaş, bir ilişki, bir tesadüf, bir sağlık problemi, ruhsal bir arayış, kilo kontrolü...)

Bir sağlık sorunum nedeniyle yogaya başladım. Ateşli bir hastalığın tetiklediği ağır bir eklem iltihaplanması geçirmiştim ve tam olarak ağrılarımdan kurtulmayı başaramamıştım. Bu rahatsızlığın fiziksel ve ruhsal açıdan bende bıraktığı izler beden sağlığı ile ilgili araştırmalara ve sonunda da yogaya yöneltti beni.

Yoga'ya evde kendi kendinize mi, bir eğitmenle mi başladınız?

Yogaya önce kendi kendime evde başladım. Bu başlamak denen durum sadece bir hafta kadar sürdü çünkü bir eğitmenin yönlendirmesine çok çabuk ihtiyaç duydum.

İlk denemenizden sonra sizi ikinci defa yoga yapmaya ve devam etmeye sürükleyen duygu ve düşünceler nelerdi?

Beni devam etmeye sürükleyen duygu ve düşünce yoga nasıl bir şey acaba sorusu ile müthiş bir merak oldu.

Yoga sözcüğünü ilk duyduğunuzda anladığınızla, bugün yaşadığınız yogadan anladıklarınız arasındaki farklar nelerdir?

Bunu tarif etmem neredeyse imkansız. Yogayı ilk duyduğumda üstü karalanmış bir sayfaymışım. Şimdi o sayfa giderek sadeleşiyor. Matımın her başına geçişimde yoga sayesinde şimdi kendimle buluşuyorum ve bu şimdiler hiç bitmiyor. Her buluşma birbirinden farklı ve renkli. Bana anın değerini usul usul fısıldıyor, anlatıyor.

Yoga yapmaya başladıktan sonra yaşamınızda meydana gelen zihinsel/ruhsal/fiziksel değişiklikler nelerdir?

Yoga pratiğim gündelik hayatımın doğal bir parçası haline geldikten sonra zihinsel dinginlik, ruhsal açıdan genişleme ve hayatı davet etmek, anda kalabilme ve stresli durumlarla başaçıkabilme yetilerim gelişti. Fiziksel açıdan hem rahatsızlığımın izleri silindi, bedenimin sesini duyar dinler oldum, hem de metabolizmam hızlandı. Yeme içme alışkanlıklarım değişti ve daha sağlıklı seçimler yapar oldum. Kilo kontrolü zorlamasız kendiliğinden gerçekleşti. Yaşamla ilgili farkındalığım gelişmeye, değişmeye başladı.

Yoga’nın sizi en çok şaşırtan tarafı nedir?

Yoganın beni en şaşırtan tarafı beni daima şaşırtacak olması.

Kendi yoga yolculuğunuzla ilgili en büyük hayaliniz nedir?

Yoga yolculuğumla ilgili hiçbir büyük hayalim yok çünkü yoga beni akışta kalmaya davet ediyor. Bu davetin çağrısı gün geçtikçe kuvvetleniyor. İstediğim tek şey yolun tadını çıkarmak. Yoganın meditatif yönlerine olan ilgim her geçen gün biraz daha artıyor.

Yoga eğitmeni olmaya karar verdiğinizde kaç yıldır yoga yapıyordunuz?

Yaklaşık sekiz yılı biraz aşkın bir kişisel yoga pratiğim vardı.

Sizce Yoga evde mi, bir yoga merkezinde mi, bir spor merkezinde mi yapılmalı? Her üçünün de olabileceğini düşünüyorsanız, yararlılık sıralamasına göre açıklayınız.

Yoganın deneyimli, anatomiyi son derece iyi tanıyan, kendi kişisel pratiği oturmuş ve yeniliklere, yaşama açık eğitmenlerce yoga merkezlerinde yapılmasını çok yararlı buluyorum. Kişi bu özü ve temeli kavradıktan sonra istediği her yerde her şekilde ve kendi başına yoga yapabilir. Ancak kişinin kendi bedeni, ruhu ve duygusal ve zihinsel durumlarıyla buna fiziksel asana pratiğinin güvenli, sakatlanma riskine karşı önlem alınması etkenlerini de eklediğimizde benim için sanırım yoga merkezleri ve sonrasında evde yoganın kişisel pratiğe dönüşmesi öncelikli.

İlk öğrencinizi/öğrencilerinizi ve ilk dersinizi hatırlıyor musunuz? O güne dönerek yaşadıklarınızı anlatır mısınız?

Hatırlıyorum. Çok mutluydum çünkü paylaşıyordum ve benimle arkadaşlarım/öğrencilerim kendilerini paylaşıyorlardı. Yoga dersinde eğitmen ve öğrencinin fiziksel, duygusal ve enerjetik açıdan oluşturduğu çok güçlü bir alan meydana geliyor. Bu alanın güvenli olduğunu eğitmen hissettirebildiği takdirde öğrencileri adeta elinden tutarak yoga matının üzerinde bir gezintiye çıkarıyor. Eğitmen olarak egoyu devreden çıkarmanın sade bir dille katılımcılara hitap etmenin ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu iliklerime kadar hissetmiştim. Seçilen her kelime, yüzün her mimiği. Sağ ile solu karıştırmak, bir sonraki asana ne olsun diye belki takılıp kalmak ve devam etmek. Çok güzeldi.

Verdiğiniz derslerde en çok hangi yoga uygulamalarına yer veriyorsunuz? (Asanalar, pranayama çalışmaları, kriyalar, bandhalar, meditasyon çalışmaları)

Asanalar, pranayama çalışmaları ve meditasyona ağırlık veriyorum.

Battaniye, yastık, kemer, yoga blokları gibi malzemelerin kullanımını destekliyor musunuz?

Bu malzemelerin tasarlanan dersin hedefinin ne olduğuna bağlı olarak kullanımı veya kullanım yoğunluğu değişkenlik gösteriyor. Örneğin Restoratif Yoga dersi verdiğimde tüm destek elemanlarından maksimum ölçüde ve sürekli olarak yararlanıyorum. Eğer Başlangıç Seviye Hatha Yoga dersi veriyorsam en çok blok ve kemerden yeri geldiğinde battaniyelerden yararlanıyorum. Ancak bu elemanların kullanımı öğrencinin esnekliği ya da fiziksel yaralanması, sakatlığı (boyun, bel fıtığı vb.) gibi etkenlerle de ilişkili ve kişiden kişiye değişiyor. Dersin hangi yoga ekolüne ait olduğu (Yin yoga, Vinyasa vb.) de destek elemanları kullanımını etkiliyor.

Gözlemlediğiniz kadarıyla öğrencilerinizin yogaya başlama sebepleri nelerdir?

Stres, bazısı kilo sorunları, uykusuzluk, fiziksel egzersiz ihtiyacı, sırt ve bel, boyun ağrıları gibi nedenlerle yogaya başlıyorlar. Genellikle fiziksel nedenler başlangıçta ön planda.

Size göre ülkemizde evde veya bir merkezde yogaya başladıktan sonra sürdürememenin sebepleri nelerdir?(Örnek: Öğrencinin kendisinden kaynaklanan özdisiplin sorunları, bilgi eksikliği, maddiyat, eğitimcinin yetersizliği, yoganın tanımıyla ilgili net olmayan ifadeler, yoga hakkındaki bilgi eksikliği...)

Çoğunlukla özdisiplin sorunları, sonrasında maddiyat. Bazen eğitimci ile ilgili sorunlar da olabiliyor ancak bence ilk iki faktör daha baskın.

Ülkemizde Yoganın daha geniş kitlelere ulaşması için neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Sosyal medya, yoga merkezleri, halka açık yoga etkinlik günleri vb. Faaliyet ya da ortamlar mutlaka çok etkili ve kullanılıyor da. Ancak aynı zamanda yoga çok zarif ve farklı bir sistem. Yani kişisel bir dürtü, merak ve sonrasında özdisiplin gibi faktörler devreye girmediği, kişisel bir diyaloğun gelişmesi söz konusu değilse çoğunlukla bu deneyim ya hiç derinleşmiyor ya da kesiliyor. Kişinin yogayla gerçekten buluşmasının hikayesi aslında parmak izi gibi bir şey, son derece kişiye özel. Bu nedenle yoga her şeye rağmen yaygınlaşmalıdır, reklam olmalıdır tarzı zorlayıcı tarz ve ifadeden çok yoga benim için bir davettir. Daveti duyan alanın geldiği denediği ve hoşlananın belki sonrakilere de icabet edebileceği türden. Kendince doğal, kendiliğinden olandır yoga. Çağrısı güçlüdür. Yıllar önce yolunuz kesişmiştir de bir şey olmamışken seneler sonra bir daha karşılaşınca başka bir hikaye başlayabilir.

Yoga eğitimlerinin ülkemizin koşulları için pahalı olduğunu düşünüyor musunuz?

Aslında bu soru kapitalist sisteme inanıyor musunuz gibi bir sorudan farklı değil benim için. Bence herkesin ulaşabileceği kaliteli eğitmenler, eğitimler, atölyeler bütçesi uygun olmayan kişilere de sunulmalı. Pahalı fiyatlı eğitimler ve atölyeler de yine yapılmaya devam edilmeli. Önde gelen stüdyolar, okullar bunların ikisini aynı anda yapabilirler. Halk günleri ya da Yoga için Açık Kapı uygulamaları, günleri organize edilebilir pekala. Ayda bir kez, iki haftada bir kez yapılabilir. İki seçenek de olmalıdır.

Sizce yoganın yurt dışında (ABD ve Avrupa) ülkemize göre çok daha yaygın olmasının sebepleri nelerdir? (Örnek: Eğitim, tanıtım, ulaşılabilirlik, çalışma koşulları, gelir seviyesi, din kültürü, bedensel kültür, spor kültürü, moda vs)

Yurtdışı ile özellikle ABD ve Avrupa ülkelerini kastediyorsak birincil sebebi buradaki kültürün beden sağlığı ve sporu gündelik yaşamın vazgeçilmezi olarak görmesinden dolayı. Türkiye’de yeni yeni bu tür bir bedensel farkındalık ve spor yapma alışkanlığı yerleşiyor, özellikle de yeni nesillerle bu böyle. Gelir seviyesi ile ilgili değil, farkındalık ve ihtiyaç duymakla ilgili. Türkiye’de yogayı bir din olarak algılamak, yoganın sadece meditasyon yapılan bağdaş kurulup oturulan ve OM söylemekten ibaret olduğuna inanan ciddi bir kitle olduğunu düşünüyorum. Bu tür bir önyargıya sahip bir kişiyle karşılaştığımda eğer yakın diyalog kurabildiysem Pathabi Jois’un şu videosunu tavsiye ediyorum http://www.youtube.com/watch?v=vbO2YLI8Lfk
Seyrettikten sonra genelde bu kişiler büyük şaşkınlık geçiriyor ve etkileniyorlar. Ayrıca 2010’dan bu yana düzenli olarak kendi yoga deneyimlerimi günceleştirdiğim bir bloğum var Talasana: yoga ile günlük keşifler www.talasanayoga.com
Bloğumda Yoga hakkında 5 önyargı adlı bir de yazı yazmıştım, hala sıklıkla okunanlar arasında. http://talasanayoga.com/2011/10/09/yoga-hakkinda-5-onyargi/

Yurtiçi/Yurtdışı Yoga tatilleri hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Normal çevrenin ve yaşantının dışına çıkılması, bazılarının inziva niteliği taşıması, benzer yaşam yönelimlerini paylaşan kişilerle sosyalleşmeye gerektiğinde tümüyle içe dönmeye, doğaya ve yeni mekanlar yerler görmeye bir pencere açması bakımından son derece olumlu yaklaşıyorum. Ayrıca büyükşehirlerin dışına da yogayı taşıması bakımından önemli.

Çocuk, ileri yaş, hamile ve terapi yogası hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Her yaşın bir yogası var, çeşit çeşit beden ve ihtiyaç var çünkü. Eğitmen gerekli eğitimleri aldıktan ve becerisini, bilgisini geliştirdikten sonra son derece faydalı. Özellikle yoga terapinin giderek daha fazla popülerlik kazanacağını düşünüyorum. Çalışma hayatı insanları giderek hareketsizleştiriyor ve iskelet kas sistemindeki artık kangrenleşen duruş bozuklukları bu yaşamın bedeli bir yerde.

Türkiye'de yoganın gelişimine katkıda bulunduğunu düşündüğünüz eğitmenleri belirtebilir misiniz?

Vedat Havlucu, Mey Elbi, Monika Münzinger, Bora Ercan, Ayfer Altunkaya, Ferhan Yüksel, Defne Suman, Naz Şarman, Sibel Sönmez, Monika Tuğutlu.

Her yoga eğitmeninin, hatta yoga yapan herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşündüğünüz kitaplar nelerdir?

Yoga Sutra (Patanjali), Bhagavad Gita, Uppanişadlar, The Heart of Yoga (Desikachar), Yoga Postures and Adjustments and Assisting (S. Pappas), Wall Yoga (S. Pappas), Hatha Yoga (illustrated), Light on Yoga (B.K.S. Iyengar), Yoga: The Path to Holistic Health (B.K.S. Iyengar), Yoga Anatomy (Lesli Kaminoff), Yoga Sequencing: Designing Transformative Yoga Classes (Mark Stephens) ilk aklıma gelenler.
Ayrıca iyi bir Yoga Journal (USA) takipçisiyim.

Her gün evde sadece 10 dakikalık bir yoga uygulaması için mutlaka yapılmasını önereceğiniz, çok önemli bulduğunuz asanalar hangileridir?

Tadasana, Talasana, Surya Namaskara A veya B, Uttanasana, Uttkatasana, Virabhadrasana I ve II, Vrikshasana, Setu Bandha Asana, Paschimottanasana / Janu Sirsasana, Adho Mukha Svanasana, Bhujangasana, Ashtangasana / Dandasana, Trikonasana, Bharadvajasana

Son olarak eğitim verdiğiniz merkezin adını, semtini, telefonla iletişim bilgilerinizi ve varsa blog veya internet sitesi bilgilerinizi paylaşır mısınız?

OM Yoga Merkezi
Mısırlıbahçe Sok. 55A Türkali Mah.
34357 Beşiktaş, İstanbul
omyoga@gmail.com
(+90 212) 322 28 19


Asliberry'nin Notları:
Talasana blog: Yoga ile ilgili günlük keşifleri okumaya başladığınızda yoganın hiç de öyle uçuk kaçık bir şey olmadığını, vücudu enteresan şekillere sokmaktan, bağdaş kurup gözler kapalı oturmaktan çok daha öte bir şey olduğunu kavrayıveriyorsunuz. Ben Talasana Yoga blogunu tam anlamıyla bir pratyahara blogu olarak değerlendiriyorum. İnsanın kendini gözlemlemesi kadar güzel bir şey olabilir mi? Kendini bilmenin ilk adımıdır bu. Yoga yapın ya da yapmayın, Talasana blogunu mutlaka takip edin. Orada güne dair, içinizde olup bitenlere dair çok şey bulacaksınız. Bu arada Çiğdem Toskay'ın Elephant Journal'da yayınlanan Words for Lovers & for Myself yazısını okumak için tıklayın.