Yeni Dönem

Sömestr'de sünnet nedeniyle 1 hafta izin almıştım. Bu bir haftalık iznim sırasında evle ilgili bir çok işi hallettim. Kablosuz internet ve laptop bunlardan en önemlileriydi. Sömestrin bitişiyle hayata geçirmek istediğim uygulamalara da başlamış olduk. Artık Yaman 1 saat geç uyuyor. Eve gelince 20-25 dakika yoga yapıyoruz, ardından yazısını hızlandırmak, harf dizilimlerini daha rahat yapabilmesi içim klavye ile bir paragraf yazı yazdırıyorum. Genellikle Yoga kitabından bir pasaj oluyor. Yazmayı bitirdikten sonra, uyku öncesi kitap okumaya geçmeden önce, benim için en önemli etkinlik olan ünlü ressamların tablolarını incelemeye başlıyoruz. Her akşam 5-6 tablo bakıyoruz. Bedri Rahmi Eyüboğlu Resme Başlarken kitabındaki yazılarında* resim eğitiminde en önemli olan şeyin çocuklara bol bol resim göstermek olduğunu yazmıştı. Yani bizim eğitim sistemimizdeki gibi, çocuğu çizim yapmaya zorlamak, tekniğe boğmak yerine, bol bol eser incelemek gerekirmiş. Yaman'ın şu anda gittiği drama kursunda resim ve müzik eğitimleri de veriyorlar. Merkezin müdürüne resim derslerini sorduğumda, O da çocuğa 15 yaşına kadar resim eğitimi verilmesini uygun görmediklerini söyledi. Ben şimdiye dek Yaman'a şöyle çizmelisin, böyle yapmalısın demek yerine, Yaman'la birlikte veya bağımsız olarak kendim resim yaptım. Hani hep derler ya çocuk kitap okusun istiyorsanız siz okuyun, çocuk ne görürse onu yapar. Ben bunu resme de uyarladım. Resmim hiç iyi olmasa da uğraşıyorum. Beraber resim yaparken kah yardımcı çizim kitaplarından, kah internet üzerinden sitelerdeki güzel resimlere bakarak çizmeye çalıştık. Böyle olunca resim yapmak bir ödevden, bir zorlama olmaktan daha çok bir eğlenceye, sevince dönüştü. Yaman aynı zamanda hikayeye düşkün bir çocuk. Tabloları varsa hikayeleri ile inceliyoruz. Bir sanat eserinin ne zaman, nasıl, hangi koşullar altında yapıldığını bilmenin önemini sanırım Picasso vurgulamıştı. Şimdi internet üzerinden ünlü ressamların tablolarını izlerken şöyle bir yol çizdik. Önceliği Picasso'ya verdik. Temel eserlerini inceledik. Tabii ki Guernica'yı ve hikayesini.

Hikayesi kadar boyutlarının da üzerinde özellikle durdum. Çünkü devasa boyutlardaki bir tablo çocuklara daha da ilgi çekici geliyor. Ben asıl amacı poster ve reprodüksiyon satmak olan olan All Poster sitesini yaptığımız çalışmaya çok uygun buldum. Hem içeriği zengin, hem de resimleri büyütme ya da kısım kısım büyüteçle inceleme yapma imkanı sağlıyor. Üstelik sitenin daha başka güzellikleri de var, tabloyu oda içine yerleştirerek, dekoratif duruşunu inceleme şansı da veriyor.

İkinci ressamımız benim en sevdiğim Matisse. İkarus'un mitolojik hikayesini okuduk, ardından bu hikaye üzerinden resmi yorumlamaya çalıştık. Çok keyifli geceler geçirmeye başladık. Yalnız benim tuvalete gittiğim bir kaç dakikayı, gizlice Facebook'a girerek değerlendirmeye çalışmasına gıcık kapıyorum. Bugün çok konuşkanım ama bu Facebook maceralarımızı da başka bir gün anlatayım.




*Bedri Rahmi bu yazıyı 1940'larda yazdığı için, yabancı ressamların eserlerinin renkli veya siyah beyaz kopyalarının ülkemizdeki eksikliğinden dem vuruyordu. Fotoğrafın ve sinemanın imkanlarına övgüler düzdüğü yazılarından anlıyorum ki, Bedri Rahmi internet çağına erişmiş olsa, dünyanın en bahtiyar hocası olurdu. Bu teknolojinin içine doğanlar için internetin derin bir anlamı yok. Ancak bizim gibi bu imkana yeni kavuşmuş kimseler için çok kıymetli bir kaynak. Geçen akşam eve geldiğimde Mehmet bilgisayarda çizgi roman okuyordu. Yemek yedin mi, naapıyorsun burada diye sorunca, yüzünde mutluluk dolu bir gülücük ve minnetle, ulan bu veletler ne şanslı, benim çocukluğumda internet diye bir şey olsa ne kadar mutlu bir çocuk olurdum dedi. Ancak Mehmet çocukluğunu kütüphanelerde tüm klasikleri okuyarak geçirmiş bir tip. Şimdiki çocuklarsa ya oyun oynuyor, ya Face'te takılıyor. Yasak getiremiyorum, sadece sınırlandırmaya çalışıyorum. Yasak daha cezbedici bir hale getirmekten başka bir işe yaramıyor çünkü. İnternetin insanın zamanını çalan yönünü anlatmaya, doğru kullanımı konusunda uyarmaya çalışıyorum. Bu konuda Selen'den çok işe yarayan bilgiler edindim. Çocuklar için internet güvenliği konusunda önemli bilgiler içeren okul bültenini gönderdi. Çocuklarımızın interneti kullanırken hangi konulara dikkat etmeleri gerektiğini madde madde yazmışlar. Mesela internet üzerinde, sosyal paylaşım sitelerinde; adres, telefon v.b. kişisel bilgiler paylaşılmaması, aile fertlerinin işi, kendisinin hangi okulda okuduğu gibi spesifik bilgiler paylaşmaması, rahatsız eden bir mesaj veya bilgi geldiğinde hemen aileyle paylaşılması gerekliliği, şifre bilgisinin kimseye, en iyi arkadaşına dahi verilmemesi, bilgisayarın zarar görmemesi için yazılım v.b. indirmeden aileyle paylaşılıp, kontrolden geçirilmesi ve daha bir çok konuda zihin açıcı uyarılar var. Keşke bizim okullarımızda da bu tür bültenler yayınlasalar. Bir de Basit Bir Yaşam'ın blogundaki şu yazısında da faydalı bilgiler yer alıyor. Ayyyyhhh bitiremedim yazıyı. Yok yok bu facebook olayını masaya yatıran yazıyı başka bir gün yazacağım. Çok konuştum. İşim var, gücüm var. Gittim.

10 yorum:

hindiba dedi ki...

Birlikte ünlü ressamlarin resimlerine bakmak ne güzel fikir! Cok sevdim, bizimkinin egilimine bagli olarak deneyecegim :)

Adsız dedi ki...

Aslı'cığım, sen ünlü ressamlar deyince beni gülmek tuttu. Geçen sene oğlumu Madrid'deki Prado Müzesi'ne götürdüm. Emre'nin elinde de bir pet şişe su vardı. Bir ara dalmışım ki, bir sürü güvenlik görevlisi Emre'yi yakalamaya çalışıyorlar. Oğlum pet şişeyi sallayarak Goya'nın tablosunu ıslatmaya çalışıyor. Eğer ki başarsaydı iki ülke arasında diplomatik kriz bile çıkabilirdi valla. Bu arada eşim diplomat, biz de işsiz kalırdık :)

derbay dedi ki...

Valla tabloları allposter'den inceleme fikri iyiymiş, çok hoşuma gitti. Mercan'la en son Dali'ye gittik boyumun ölçüsünü aldım çünkü. İlgisi var, zevki ve fikirleri de var. Ama 4,5 yaşında biri için bir noktadan sonra sıkıcı bir eylem olabiliyormuş öğrendim.

Caanım Guernica'dan 60x120cm baskı aldım 1 aydır ofiste duruyor çerçeveye gerdiricem de götürücem eve....preh

asliberry dedi ki...

Ben ilgisi olduğu için değil de, ilgi geliştirmesi için uğraşıyorum biraz. Babasının inanılmaz bir resim kabiliyeti var ama uğraşmıyor. Yaman'ın da iyi bir çizgisi var. Ressam olması gibi bir derdim yok. Olursa neden olmasın tabii. Ama ben daha çok resim algısının gelişkin olmasını istiyorum. Türkiye'de resim çok geç başladığı için, resme bağlı görsel sanatlar da gelişkin değil. Mesela grafik, çizgi filmler, animasyonlar, bir türlü gelişmiyor. Belki ileride bu dalda çalışır. Yaratıcılığı gelişsin istiyorum. Müze gezmelerinde Yaman da pek sıkılgan. Uzun süre kalamıyor. Bu nedenle onunla müzeye gitmeyi sevmiyorum. Ben özellikle arkeoloji müzelerini severim. (Bizde zaten güzel sanatlar müzesi pek az Pera, İstanbul Modern, bir de Sabancı dışında ben pek bilmiyorum var mı?)
Ancak arkeoloji müzelerinde buluntuların her yanını incelemeyi ve levhaları okumayı, eserin dönemini, hikayesini okumayı severim. Böyle olunca çocuğu afakanlar basıyor tabii ve anne acıktım hamburger, pizza diye tutturmaya başlıyor. Çocuğun benimle gezme derdi zaten sanat manat değil, karın doyurma, yararsız yiyecekler lüpletme. O yüzden en güzeli müzelere tek gitmek. Akşamları da en fazla 5 tablo inceleyebiliyoruz zaten, ilgisini yitiriyor, sıkılıyor, başka bir ressama geçelim istiyor. O yüzden dengelemek için az eser, öz eser diyorum.

asliberry dedi ki...

Öfff ne biçim yorum yazmışım, yani entellektüel bir gelişim çabasından çok vatana millete hayırlı evlat yetiştirmek gibi ulusalcı bir ülkü çıkmış ortaya:) Ehhe. Doğru ama.

derbay dedi ki...

Yok yok, tuhaf birşey yazmadın bence :) Yaman'ın algısını zenginleştirme çabası içinde olduğunu yazılarını okuyan biliyor zaten. Ben biliyorum mesela :) ve ilham oluyorsunuz emin ol.

bgm dedi ki...

Dilerim ki, Yaman ve siz kitapta baktığınız tabloları yerinde ve 1e1 görürsünüz tez zamanda.. :))

Derin dedi ki...

Aslı seni gerçekten gıptayla izliyorum. Çocuğunun uyumuna hayran kaldım. Ben 7 yaşındaki oğlumu yoga yapmaya nasıl ikna ederim hayal bile edemedim. Resme çok yeteneği olan bir çocuk olmasına rağmen doğumgününde harika bir sanat kitabı aldım sizin gibi resimlere bakalım diye ala ala bunu mu aldın dedi ve bakmadı bile. Ben beceremiyorum sanırım. Ya da çocuğum 1 yaşından beri olduğu gibi sadece kendi istediği yönde hareket etmeye çalışıyor.
Seni tüm samimiyetimle tebrik ediyorum.

Derin dedi ki...

Aslı seni gerçekten gıptayla izliyorum. Çocuğunun uyumuna hayran kaldım. Ben 7 yaşındaki oğlumu yoga yapmaya nasıl ikna ederim hayal bile edemedim. Resme çok yeteneği olan bir çocuk olmasına rağmen doğumgününde harika bir sanat kitabı aldım sizin gibi resimlere bakalım diye ala ala bunu mu aldın dedi ve bakmadı bile. Ben beceremiyorum sanırım. Ya da çocuğum 1 yaşından beri olduğu gibi sadece kendi istediği yönde hareket etmeye çalışıyor.
Seni tüm samimiyetimle tebrik ediyorum.

asliberry dedi ki...

Derin,

Aslında Yaman'ın uyumu biraz da zorla oluyor sanırım. Yaman'ın pazar ile cuma arası TV izleme şansı yok. Yasak. Uyku saatine kadar geçecek süreyi doldurmak için okumak veya zevkli bir şeyler yapmak zorundayız. Yoga yapıyoruz dediysem, 1 hafta takıldı benimle, benim yaptığım her hareketi yapmıyor zaten, açıyor kitabı en egzantirik hareketleri seçip yapmaya çalışıyor, bir nevi oyun onun için. O konuda zorlamıyorum. Geçen hafta hiç yapmadı mesela, sen yap ben babamla çizgi roman okuycam dedi. Bu hafta da her ikimiz de yoga falan yapamadık, çünkü çok yorgundum, erkenden uyuduk. O resim sitelerini de öyle saatlerce incelemiyoruz. Sadece 3-5 resim bakıyoruz. Bu sitede şöyle bir güzellik var, popüler ressamların, popüler eserlerini kategorilemişler. Dolayısıyla hikayesi olan resim bulursak, araştırıyoruz. Yaman resimlere bakmayı seviyor. Bizim etkimiz oldu mu bilmiyorum. Sevmesi için elimden geleni yaptım. Küçüklüğünden beri sergilere, müzelere götürdüm, evde her türlü resim malzemesi bulundurdum, onunla birlikte veya ondan bağımsız çizdim, boyadım, ressamlara ait kitaplar aldım, hala her sabah kalem kutusunun içine ufak bir not kağıdına bir resim çizip, sevgi notu düşüyorum. Belki tüm bunların bir etkisi olmuştur. Belki de hiçbir etkimiz yok, çocuk böyle şeylerle ilgilenmeyi seviyor.