Yaman'ın sınıf arkadaşlarından birinin annesi tiyatrocu. Geçen dehşet gününde, okulun dağılmasını beklerken, biraz kapı önü muhabbeti yaptık. Yaman'ın hayal gücünün çok kuvvetli olduğunu ve mutlaka yaratıcı drama derslerine başlaması gerektiğini söyledi. Neyse ki o hafta İzzet geldiği için kafam biraz dağıldı. İzzete olan biteni anlattım. İzzet'in babası da öğretmendi. O da hep dermiş ki; öğrenemeyen öğrenci yoktur, öğretemeyen öğretmen vardır. Tüm dünyada ilaç karşıtı kampanyalar düzenlenirken, Türkiye ilaç şirketlerinin yeni pazarı oldu dedi. Bazen şu anda yaşadığımız dünyanın bir bilim kurgu filmden farksız olduğunu düşünüyorum. Aynı iş yerinde ama başka şehirde görev yapan bir arkadaşımla telefonla dertleşirken, konu çocuklarımıza geldi. Yaşadıklarımı anlatınca, oğluna 1 yıldır ilaç verdiğini, çevresindeki çoğu arkadaşının da, çocuklarını ilaçsız okula göndermediklerini, ilacın çok faydasını gördüklerini, çocuğunun hiç dikkati dağılmadan 1 saatten fazla aralıksız ders çalışabildiğini söyledi. Artık benim dikkatim dağılıyor, zorla bıraktırıyorum dedi. Bu normal mi? Bu kadar yüksek bir konsantrasyon beklentisi? Çocuklardan beklentimiz o kadar yükselmiş ki, çocuğun uykusuzluğundaki ve tiklerindeki ilaca bağlı artışın yararlarının yanında önemsiz olduğunu söyledi. Başka bir iş arkadaşımın eşi de ilaç deposunda çalışıyor. Ritalin en çok satan ilaçlarda başı çekiyormuş. Ritalin ve muadili ilaçlardan tek bir kutu bile kaybolsa Sağlık Bakanlığı soruşturma başlatıyormuş. O kadar sıkı denetleniyormuş dedi. Komedi de burada başlıyor. Sanki insanların bu ilaca ulaşması çok zormuş gibi bir sıkı denetim. Oysa yarım saatlik bir psikiyatri randevusuyla reçeteye ulaşabiliyorsunuz. Neyse kafam öyle dolmuş ki daldan dala atlıyorum. İzzetle otururken akşamları spor, yoga konsantrasyonunu arttıracak ne varsa ciddi mesai ayırmam gerektiğini konuştuk. (Hatta geçen hafta akşam sporunu hayata geçirdim bile.) Bir de Holger'in daha önce bana disleksiyi konuşurken anlattığı gibi birebir yoğun eğitim. Sonra İzzet'le sinemaya girmek için beklerken, kapının önünde eski bir arkadaşıyla karşılaştık. İzzet hemen Yaman için drama dersleri aldıracağımız biri var mı diye sordu. Arkadaşından aldığı cevap ne olsa beğenirsiniz; yakın bir dostunun bir akademide Yaratıcı Drama dersleri vermeye başladığını söyledi. Bazen bu kadar tesadüfe inanamıyorum.
İşte bugün İzzet'in arkadaşının yönlendirdiği yaratıcı drama derslerine başladık. Yaman'ı 2 yıllık Aikido kursları boyunca bir ders bile bu kadar mutlu görmemiştim. Ders arasında drama öğretmeniyle Yaman'ın okul durumu üzerine sohbet ettik. Lütfen öğretmenlerini haftaya buraya getirin. Yaman'ın konsantrasyon sorunu var mıymış gelip bir görsünler dedi. İçim rahatladı. Çünkü ben evde Yaman'ı yeterli bulurken kuzgun ve yavrusu modlarına mı giriyorum şüphesiyle götüremiyorum artık, doğrulayan insanlar beni rahatlatıyor.
Kurstan sonra mutlu mesut Kadıköy'e indik. Kuruyemişçiden iğde, keçiboynuzu, kuru meyveler ve fıstıklar aldık. Beyaz Fırın'dan anasonlu, haşhaşlı, çekirdekli gevrekler aldık. Kırmızı meyveli yılbaşı çalılarından alıp eve geldik.

Noel moduna girmiştik bir kere. Yaman babasıyla çam ağacını kurarken ben de tahinli kek yaptım. Lezzet garantili şaşmaz bir tariftir. İnternette her yerde var. Ben sadece kek piştikten sonra üzerine glazür olarak dökülen tahini, pişirmeden önce üzerine sürüyorum. Ve üzerine dökülen tahine şeker eklemiyorum, alttaki kekin tatlılığıyla üstteki sade tahin birleşimini daha çok beğeniyorum. Tabii tahin sadece üzerine sürülmüyor, kek karışımının içinde de var. Ay oldu olacak ölçüleri de yazsaydım.
3 Yumurta, 2 su bardağı şekerle yüksek devirde çırpılıyor. 1 Su bardağı sıvı yağ eklenip çırpmaya devam ediliyor. 1 Su bardağı yoğurt ve 5 yemek kaşığı tahin eklenip iyice çırpıldıktan sonra 3 su bardağı un, 1 paket kabartma tozu ekleniyor. Normal kek hamuru gibi çok sıvı akışkan bir karışım olmuyor. Biraz yoğun bir karışım olacak. Yağlanmış kelepçeli kek kalıbına dökün. Üzerine 5 kaşık daha tahin ekleyip (isterseniz tahini şekerle karıştırarak da dökebilirsiniz, veya benim gibi üzerini sıvarken biraz kek karışımıyla geçişmesini de sağlayabilirsiniz) önceden ısıtılmış 175 derece fırında, fırınınızın özelliğine göre kontrollü olarak 45-55 dakika arası pişirin. 35.dakikadan sonra üzerini kontrol edin, yanmaması için alüminyum folyo kapatıp pişirmeyi sürdürün.
15 yorum:
Her zamanki gibi, sektirmeden abd'yi takip ediyoruz iste. Orada bi 10-15 yil oncesinde baslayanlar bize ancak geldi..
Su videoyu tavsiye ederim, gormussundur belki.. ingilizce bilmeyenlerin bile, cizimle anlatim sebebiyle az cok anlayabilecegini dusunuyorum:
http://www.youtube.com/watch?v=hkPvSCq5ZXk&sns=fb
Konsantre olamiyorlar diye cocuklari ilaca bogmak yerine, 18.19. yuzyildan kalma egitim sistemini degistirmeyi niye dusunmuyoruz diye soruyor :)
Sevgili Asli,
Hem senin hem Yaman'in keyfinizin duzeldigine cok sevindim.
Umarim Yaman'in okul durumlari da yeni yildan sonra tamamen rahatlar.
günaydın Aslı hanım,
pazartesi pazartesi yaman'ın güzel haberlerini almak ve çizimlerini görmek çok iyi geldi:) İyi haftalar diliyorum...
Bu video bir grupta paylasildi gecen gün :
http://www.youtube.com/watch?v=Wv49RFo1ckQ&feature=player_embedded
Her gününüz güzel olsun...
Sevgiyle...
Kek şimdi fırında:)
Ben her okudugumda Izzetin daha cok fanatigi oluyorum. sanki izzet senin sagduyunmus gibicesine bir karakter:) Insanlar nasil minicik cocuklara kiyar ve ilac verirler? kendi rekabetci egolarimiz cocuk sevgimizin ve onceligimizin bile onune mi geciyor? Bugun dunyada en cok intihar orani olan ulke Guney Kore ve bunun nedeni de iste aynen boyle Turkiye' deki gibi basari odakli sistem. ben ileriki nesiller icin cok endiseliyim. Ogretmenler ne bekliyor? robot ogrenciler mi? gidip oyuncak bebeklere ders versin bu beklentide olanlar lutfen. cocuk dedigin daldan dala kona kona, aklinda bin film yarata yarata, hayallere dala dala veya ufak nuanslardan oyuncaklar, oyunlar yarata yarata ogrenir ve buyur. bence su ilaci ciddi ciddi protesto etmemiz lazim. hayatimizla oynuyorlar
Lily Brik bugün Yaman'ı bir pedogaga götürüp dikkat testi yaptırdım, Psikolog Yamanda ne dikkat eksikliği, ne dürtüsellik, ne de hiperaktivite hiçbiri yok. Bu çocukta dikkat eksikliği yok diyen uzman çıkarsa diplomamı yırtarım diyen rehber öğretmene söyleyin beni arasın ve o diplomayı da yırtsın zaten dedi.
Eğitimcilerin tek tip öğrenci talebi ve buna destek olan bir ilaç sanayi oldukça bizim işimiz nasıl ama nasıl zor anlatamam.
Birazdan kek tarifini yapacagım, tüm malzemeleri hazırladım :) kesin güzel olacaktır, fotografından belli. Şimdiden teşekkürler.
Yaman'i öperim.
Kek harika oldu, tarif icin teşekkürler :)
Aslı Hanım merhaba,
Genç bir avukatım, çocuğum yok, evli değilim. Ara sıra blogunuzu takip etmeye gayret ediyorum çünkü ileride bana faydası olabileceğini düşünüyorum.
Lafı uzatmadan konuya girmek isterim. Takip edebildiğim kadarıyla Yaman'ın konsantrasyon problemi var. Ben ilkokulda iken aynı sorun bende de vardı, annem defalarca dikkat sorunum yüzünden okula çağrıldı. Hayatta dikkat ve konsantrasyon sorunlarım yüzünden başta özgüvenim olmak üzere çok kayıplarım oldu.
Annem hep sordu, neden böylesin diye. Hep sıkıldığımdan dedim. İşine gelince çok güzel dikkat ediyorsun dedi, işte sıkıldığımdan dedim. Böyle böyle yıllar geçti.
Zamanla artan problemlerim nedeniyle dikkatimi nasıl arttırabilirim gibi konuları google'larken ADD (dikkat bozukluğu) ile karşılaştım. Günlerce değil aylarca okudum. Sonunda gördüm ki kendimi okuyorum.
Bütün semptomlar, bir şeye konsantre olabilmek için ondan çok zevk almadığın müddetçe günlük işleri sürdürmedeki zorluklar... Daha niceleri.
2 psikiyatrist gezdim. İkisinde de aynı teşhis: yetişkinlerde dikkat eksikliği.
ilaca başladım, hayat kalitemin arttığını görebiliyorum. Her zaman almıyorum, çok yoğun dönemlerde almaya özen gösteriyorum. 27 yaşındayım, bunun 20 senesi aptal olduğuma inanarak, bir sürü şeyi kaybederek geçti. Hala ceremesini çekiyorum, annemi çok suçluyorum.
Mesela bu hastalığın bir getirisi de (belki de götürüsü demek daha doğru olur), bununla yanlış başa çıkma yollarını hayatıma nasıl tamamiyle adapte ettiğim. Mesela adrenalin, dikkati toplamada çok yardımcı olduğundan hayatıma kaygı mekanizmasını fark etmeden tamamıyla uygular olmuşum. Sürekli bir kaygı halinde olmazsam düşüncelerimi toparlayamıyorum.
İlaca bu yaşta karşı olmanızı anlaşılır buluyorum. Ama hiç olmazsa bu konuda uzman insanlarla dikkat çalışmaları yapmakla semptomları hafifletebilirsiniz diye düşünüyorum.
Mesela google'da "brain scan of persons with ADD" diye ararsanız, çekilen beyin görüntelerinden ADD'li insanların aslında bunu şımarıklıktan değil nöron transmitterlerindeki sorundan dolayı yaşadıklarını göreceksiniz. (kolaylık olması açısından buraya da ekliyorum bir görüntüyü: http://www.encognitive.com/node/10319)
Yaman'ın sorunu kesinlikle bu demiyorum, umarım sadece öğretmeninden kaynaklanıyordur. Ama geriye dönüp de benim gibi "anne ben ufacıktım, ne bilebilirdim" dememesi için stratejizinizden emin olmakta fayda var.
Sevgilerimle,
İpek
Son olarak psikologlarla psikiyatristlerin bu soruna farklı baktığını deneyimlediğimi belirtmeliyim. Ben de öncelikle bir psikologla konuştuğumda bana bir paragraftaki b,c,d,g harflerini buldurdu. Baya eksiğim vardı.Pratik yaptıkça "işte sen de yok.." deyip geçiştirdi.
İlacı desteklediğimi ne olur düşünmeyin, sadece bir psikiyatriste de göstermnizde fayda var. Başarı odaklı değildim, sadece yapabileceklerimin altında kalmak beni çok yaralamıştı. Neyse ki bu günler geride kaldı.
Sevgiler,
İpek
kırmızı meyveli yılbaşı çalısı: kokina
kırmızı meyveli yılbaşı çalısı: kokina
Yorum Gönder