Çocuk Oyunları Neden Kayboldu?

Sen de öğretmenlere takıksın, manyak mısın diyeceksiniz. Evet ya takığım işte. Şu demokrat dünya vatandaşlığının serpme kahvaltısı idealizm yoksunluğu öğretmenlere de sirayet etmiş durumda. Elbette söylediklerim tüm öğretmenleri kapsamaz ama son yıllarda bana denk gelenlerden bu sonuca varıyorum. Çocukları mutlu etmek gibi bir idealden bile yoksunlar.

Bazen camdan Yaman'ı ve sokakta, parkta oynayan çocukları seyrediyorum. Organize olarak oynadıkları tek şey futbol. Futbol oynamayanlar da ikişer ikişer takılıyor. Oyunları da genellikle hırsız-polis tarzında, ya da Yaman ve ekürisini ele alırsak, toprak kazıp bir şeyler ekiyorlar, bazen makas istiyorlar, güya çiçekleri buduyorlar. Yerde buldukları çer çöple oynuyorlar. Sıkılınca da eve gelip arabalarıyla oynuyorlar.

Peki biz çocukken 10-15 kişi, kız-erkek karışık nasıl oluyordu da bir sürü organize oyun oynuyorduk? En önemlisi bu oyunları biz nereden biliyorduk? Nasıl öğrenmiştik? Elbette ki okulda, teneffüslerde veya beden derslerinde öğretmenlerimizden öğrenmiştik. En azından benim öğretmenim bize bir sürü oyun öğretmişti.

Gazi Üniversitesinin hazırladığı Geleneksel Çocuk Oyunları dosyasına denk geldim. Akkoç-Karakoç oyununu anlatırken, oyu­ncu­la­r­ın cinsiyeti kısmında­; "Oyun, da­ha­ çok­ ge­ce­ oyna­ndığında­n, sa­de­ce­ e­rk­e­k­le­r ta­ra­­fında­n oyna­nır." gibi talihsiz bir ifade* yer alsa da kaynaktır. Bakılır.


*Gece yarılarına kadar sokak oyunları oynamış her kız çocuğu için talihsiz bir ifade.

6 yorum:

Robin Goodfellow dedi ki...

biz mahallemizde gece yarılarına kadar kız-erkek demeden karışık oynardık. zaten saklambacın keyfi en çok gece çıkıyordu. şimdi bizim okulda çocuklara öğretmeye çalıştığımız şeylerin temelini oyunlarda öğrenmiştik zaten. çocuklara hala bu oyunlar öğretilmeli bence. " şimdiki çocuklar başka " masalına sığınmamalı öğretmenler. bütün gün pc veya playstation başında hımbıl, yaratıcılıktan , empatiden yoksun, pasif bireyler olmalarından daha iyi sokakta oynamaları.

Selen dedi ki...

Bence bir sebebi de artık çocukların hiç gözetimsiz, özgürce oynayabilme imkanı olmaması. Herşeyleri önceden organize edilmiş, hep başlarında birileri direktif veriyor yada izliyor. Onlar bizler gibi annesi komşuda gece gezmesindeyken sokakta koşturma lüksüne sahip değiller. Kendi kendilerine organize olup oyun kurmayı bilmiyorlar.
Daha bugün gene Lara'yla kavga ettik, sabahtan beri başımın etini yedi, şunu yapalım, bunu yapalım, şuraya gidelim. vıdı vıdı. En sonunda 'ben çok sıkılıyorum!' diye tepeme gelince sabrım taştı 'sen kendini oyalayacak birşey bulamayacak kadar sıkıcı bir insansan, otur sıkıl o zaman' dedim. dememeliydim belki ama ondan sonra günü erkek kardeşiyle güzel güzel oynayarak, kitap okuyarak, resim vs ile geçirdi.

ÇokBilmiş dedi ki...

Çocukları sürekli biz organize ettiğimizden, kendi kendilerine organize olmayı bilmiyorlar.

Bir de karışık yaz grupları olmadığı için sorun oluyor. Mesela kızımı parka çıakrıyorum ama büyük çocukların hepsi okulda. Okuldan gelince de evde ödev yapıyorlar. E kim öğretecek benim kızıma bu sokak oyunlarını? Zaten kızımdan büyük çocuklar da pek sokak oyunu bilmiyorlar. Ben mesela hiç sokakta oynamamış, gözetimsiz oynamamış tam bir apartman çocuğuyum.

Kızımla oynamaya çok istekliyim ama oyun filan da bilmem. Bu oyun listesi ileride işime yarar umarım :)

asliberry dedi ki...

Robin Goodfellow sanırım çocukların gelişiminden önce insanların kendilerini geliştirmesi gerekiyor. Şimdiye kadar Yaman nedeniyle 4 tane öğretmen deneyimim oldu. Hepsi ben tamamım modlarındaydı. Gelişime kapalı, kemikleşmiş. Kendisi hiçbir şey vermesin, her şeyi çocuklardan beklesinler. Sadece bilgi vermenin öğretmenlik olduğunu sanıyorlar. Özellikle ilkokul öğretmeni, hayatı, ahlakı, vicdanı, görgüyü de öğretmekle yükümlüdür. Ama bana denk gelenlerin hiçbiri bunun farkında değildi.

Selen tabii şehir yaşamı ve çocukların özgürce oynayacağı alanların olmaması, ailelerin sapık tehlikesi yüzünden paronayanın dibine vurmuş olması, aile fertlerinin hepsinin çalışıyor olması ve çocukları gözetecek evde oturan insan kalmaması, benim annem çalışırdı mesela ama mahallede beni gözetleyen, koruyup kollayan komşu gözler vardı. Şimdi o da yok. Ay bu aralar çok bunalımdayım sürekli dünyadaki olumsuzlukları görüyorum.

Çok Bilmiş, dünya çok kötüye gidiyor çok. Benim de acilen toparlanmam lazım. İnanılmaz karamsarım bu aralar, böyle bunalımdayken Yaman'ı da bunalıma sokuyorum. Sürekli didişiyoruz. Sahi bir güneş tutulması, ay tutulması falan mı var. Her kötü şey sanki benim başıma geliyor.

Robin Goodfellow dedi ki...

katılıyorum. öğretmenlerle bir öğretmen olarak ben de çok sıkıntı yaşıyorum, çoğu devlete kapak atmış olmanın rehaveti içinde, kendini geliştirmeye dirençli, yaratıcılıktan yoksun ezberciler. sen yeni bir şey önerince hemen kompleks meselesi yapıyorlar. başka çağa ait müdürleri ve yardımcılarını saymıyorum bile.

Adsız dedi ki...

Ilginizi cekebilir:

http://sanat.milliyet.com.tr/unutulmaya-yuz-tutan-sokak-oyunlari-/fotograf/haberdetay/14.12.2011/1475461/default.htm?ref=milliyet_anasayfa

Duygu(vN)