Suyunun Suyu

Öğretmen biliyor tabii, yaz tatilinde okunacak kitapların özetleri yerine, kavram haritalarını istemiş. Kısa kısa tanıtıcı notlar istiyor. Kitapları okuduk. Tabii daha büyük bir kısmını ben sesli olarak okudum. Altı kitaptan her akşam Yaman bir, en fazla iki sayfa okuduysa, hadi iyimser olayım üç sayfa okumuş olsa, her bölüm sonuna kadar ben okudum. Toplu bir hesap yapacak olursak, Yaman bu altı kitabın ancak ikisini kendisi okumuş oluyor. Zaten okumayı güçlendirme setleriyle her akşam çalıştığımız için kitapları baştan sona okuması için zorlamadım. Tamam okuma zevkiydi falan filan da, zorlamayla bir insana keyif kazandırmak mümkün değil. Ben bu tip baskılarla kitaplardan nefret etmesini sağlamaktansa, okumayı paylaşılan, tartışılan bir keyfe dönüştürdüğümü düşünerek fayda analizi yapıyorum. Bazıları keriz tesellisi de diyebilir. Tamam okumakta takılıyor ve okumanın şifresini hemen çözen çocukların beş misli emek sarfetmesi gerekiyor. Ama diğer yandan düşünecek olursak, bu sayede dinleyerek anlama yeteneği daha da gelişiyor. Güçlü yönlerinden fayda sağlamak da önemli. Neyse kitaplar bitti. Birlikte kavram haritalarını hazırladık. Ben sordum, o kitabı karıştırıp karakterlerin adlarını hatırlattı, kitap adını, yazar adını söyledi, bir kağıda not aldım, verdim eline şimdi bunları inci gibi yaz dedim. Yazması inanılmaz uzun sürdü, bazen bir kelime yazıyor mola istiyor, bazen bir harften sonra mola. Kısacası altı kitap için, sadece üç beş satırlık altı sayfa yazıyı yazdırana kadar akla karayı seçtim. Başlarda iyiydi gene. Son kitapların konularını yazarken, benim yazdığım kısacık konuyu da kısaltıp kuşa çevirmiş. Buraya bir örneğini koymadan edemeyeceğim.

Christine Nöstlinger'in Lollipop isimli kitabının konusu hakkında benim yazdıklarım:
Victor-Emanuel Meier adındaki bir çocuğun ismini beğenmeyerek Lollipop’a çevirmesi ile başlayan öykü kitabında, Lollipop’un günlük yaşamında başından geçen olaylar eğlenceli bir dille anlatılmaktadır.

Yaman'ın benim kısacık yazımı kısaltarak temize çektiği metin:
Victor-Emanuel Meier adındaki bir çocuğun ismini beğenmeyerek Lollipop’a çevirmesi, günlük yaşamında başından geçenler, tatlı bir dille anlatılmaktadır.

Kişisel Not: Ya ben artık altıncı ve son kitapta herhalde çok sıkılmışım ki, son derece kötü, anlatım bozukluğu olan acayip bir cümle kurmuşum, şimdi Yaman'ın yazdığı cümleye bakıyorum, valla benimkinden iyi duruyor.

10 yorum:

Banu dedi ki...

Felaket Henry'nin Kitap Okuma Yarışması isimli bölümünde Henry de buna çok benzeyen özetler çıkarıyordu :))

ganfi dedi ki...

off off bizde yaz tatili ödevini yapmadık bu hafta okulumuz açıldı öğretmenin korkusuyla ödev yaptık kitap okuyup o haritadan yapmamız gerekiyor 65 sayfayı görünce ödü kopuyor benimkinin, zorlayınca ağlamaya başlıyor bende 2 sayfa sen 5 sayfa ben okuyayımla iknaya çalışıyordum öyle yapalım bari:))özetlerde bakalım benimki neler yumurtlayacak yamanın kısa özeti bence fena olmamış!!

Adsız dedi ki...

Sizin dediğiniz hikaye haritası olmalı,olay,kahramanlar,zaman,yer gibi başlıkları olan ve isterseniz ilgili resim de yapılan.Çocukların çalışma kitabında bolca var.2.sınıftan sonra bu hikaye haritası çok ilginç ve çok zevk alınan bir etkinlik haline gelir.Eskiden bunlardan haberimiz yokken özet yaz gel derdik çocuklara.Onlar da ya da aileri de pek alışkın olmadığından 3 satır başından 3 satır ortasından 3 satır da sonundan yazıp yazdım işte diye gelirlerdi.Bu hikaye haritası okulda çok iyi oldu aslında.Dediğiniz gibi zorlamamak gerek ama bir tarafından da tutmak da gerekiyor işte.Ben sınıfta daha kitabı verirken ya fotokopi ya da sadece kitap defterlerine bu hikaye haritasındaki başlıkları veriyorum.Çocuk okurken tık tık not ediyor.Bazı öğretmenler sitesinde bunların fotokopi olarak verilen halini de bulabilirsiniz.Aslında öyle güzel bir etkinlik ki ben bile sınıfta çok zevk alırım kendi kılavuz kitabımda verilen örnekleri yaparım.Bir de yanına hikaye ile ilgili resim yaptırırsanız şahane bir şey oluyor.Bunlar çocuklarına, yeğenlerine kalacak bir düşünsene diye gazlarsanız renkli kalemle ,simli kalemle yapanı da oluyor.
Kavram haritasını da kavramları öğretirken kullanıyoruz.Ana kavram ve onunla ilgili parçalar.Hikaye haritasını eğer bilgisayardan anlıyorsa word ya da power point'te yaptırmayı da deneyebilirsiniz.Zaten söylemeye gerek yok boynuna bir flasdisk asmayı yapmışsınızdır.Köyde bile çocuklar bu konuda çok hevesli,bir de bilgisayarları olsa.KOlay gelsin size.

ebru dedi ki...

Daha yazinizi okurken "darilmayin ama onun kurdugu cümle sizinkinden daha akici ve anlasilir olmus" seklinde bir yorum yazmaya karar vermistim ki yazinin sonunda sizin de bunu farkettiginizi gördüm. Düzeltmis iste! Basindan beri büyüme macerasini takip ederken esime benzetiyorum onu. Burada ilkokulda Almanca (bizdeki Türkce'nin karsiligi) üc kisimdan olusuyor: Okuma, dil kullanma ve Diktat yani yazma, ögretmen okuyor metni, cocuklar da yaziyorlar. Karnede Almanca notu bu üc nottan olusuyor. Esimle ayni üniversitede okuduk, ben ilkokuldan üniversiteye kadar anne korkusuyla ders calisip cok iyi karneler getirdim. Esimin okuma ve diktat cok kötüymüs karnesinde, hatta ögretmenin eksi olarak isaretlediklerini kendisi artiya cevirip eve getirirmis (Simdi dürüstlük kalesidir inanin). Hatta eski defterleri hala var ve cocuklarimiz dalga geciyorlar bu kadar da olmaz diye! 80 kelimelik diktatta nasil 85 hata yaparsin gibi.. Simdi üc dilde cok iyi yazdigini söyleyeyim size, dördüncüyü ögreniyor. Universitede benden daha iyi notlar aldi, hatta en iyilerdendi. Ne zamandir bunu size yazmaya niyetleniyor ama bir türlü cesaret edemiyordum. Bazen bakiyorum da Yaman'in resimlerine, yüzündeki muzipce ifade bile ayni. Bazi konulardaki pratiklik ve yaraticilik gibi. Siz en iyisini yapiyorsunuz, keske benim de annem sizin gibi olsaydi. Iki kardesim de hic istemedikleri halde tip okudular, is hayatinda mutsuz olduklarini soylememe gerek var mi? Cok iyi bir annesiniz siz Asli Hanim, Yaman kendine güvenen, ne istedigini bilen bir yetiskin olacak.

fatma dedi ki...

bence Yaman işi kapmış ve daha güzel yazmış:)

Handan dedi ki...

aslı yarın için şimdiden kolay gelsin diyorum şansın bol olsun diyorum öpüyorum akşama doğru da çın çın sesimle arıyorum

Adsız dedi ki...

Yamanın tıpa tıp aynısı bir oğlum var,en tuhaf yanı siması ve kalıplı vücudu da ona benzer.1. sınıftan beri disleksi ve dikkat eksikliği ile uğraşıyoruz. Emre şimdi 4. sınıfa başlayacak. Yüreğim pır pır ediyor. Çok zor bir konu Türkiye'de bu tip çocukları okutmak, yön vermek. Aslı, size sabır diliyorum. Damdan düşenin halini damdan düşen anlarmış. Blogunuzu takip ediyorum, yaşadığınız endişelerde yalnız değilsiniz. Yurt dışında bu çocuklar için özel okullar, kurslar var. Bizim ülkemizde ise gezdiğim 4. okul olacak bu sene, hiçbirisinde anlayış göremedik. Öğretmenler bir yarış halindeler, veliler de bir o kadar iddaalılar. Emre sınıfta ortalamayı düşüren çocuk olarak algılanıyor. Bu sene ne yapacağız bilmiyorum, özel dersler, kolej parası, bitmiş durumdayız. Ama bir tek şeyi anladım ki o da öğretmeni çok iyi tutmak zorunda olduğum, her iş öğretmende bitiyor. Siz doğru yoldasınız, küçük adımlarla bu iş yürüyor, onun dilinden anlamak gerekiyor. Size mutlu bir öğretim yılı diliyorum.

asliberry dedi ki...

Banu Yaman da Felaket Yaman misali bir şey işte.

Ganfi, kolay gelsin diyorum. Bazen kendi çocukluğumu düşünüyorum, bana bu kadar emek verilse herhalde mühendis, doktor falan olurdum diyorum. Ama bir arkadaşımdan yola çıkarak da şunu düşünüyorum, onun da annesi çok ilgilenirmiş, bu sayede çok da güzel okumuş ama çok mutsuz olmuş. Tüm okul hayatını büyük bir mutsuzlukla anıyor. Sürekli ders çalışılan, eziyet dolu yıllar. Öyle de olmasını istemiyorum. Hoş ders çalıştırdığım da pek yok. Sadece okumasını ve kavramasını güçlendirmeye çalışıyorum.

Adsız evet işte ondan, hikaye haritası, resim yaptırmak benim aklıma gelmedi, bir dahakine resim de yaptırırım, belki o zaman daha hevesli sarılır bu işe. Çok teşekkür ederim.

Ebru keşke daha önce yazsaydınız, yorumunuz beni nasıl mutlu etti anlatamam. Bu gelecek kaygısı beni öldürecek. Çevremdeki çocukların hepsi okulla, öğretmenle, arkadaşlarıyla son derece uyumlu, karneleri hep takdir, teşekkür. Üçüncü sınıfta ve biz hala okuma alıştırmaları yapıyoruz. Bu kadar zeki, akıllı, hazır cevapken nasıl oluyor da okumakta zorlanıyor? Üzülüyorum ama bunalıma girmemeye çalışıyorum. Böyle örnekler sevindiriyor beni, okul başarısı ile hayattaki başarının her zaman paralel olmadığını düşününce rahatlıyorum.

Fatma evet vallaha cümlesi gerçekten benimkinden iyi.

Handan bugün planımı yürürlüğe sokum. Dün gece 20.30'da yataktaydık. Okumalar, sohbetler, ışığı kapattık, tabii Yaman geç yatmaya çok alıştığı işçin uyumakta zorlandı. Ben sabah 05.30'da uyandım. 20 dakika Yoga yaptım ama o videodan değil. O videoyla 1-2 gün deneme yaptım. İstediğim gibi verim alamadım. oturarak çalıştığım için benim belimi, omuzlarımı açacak hareketlere ihtiyacım vardı. O nedenle kendi rutinimi oluşturdum. Bir ara internetten bulduğum fotoğraflarla o rutini yazacağım. Gerçekten ağrıları geçiriyor. Neyse sonra kızarmış ekmekli bir kahvaltı hazırladım. Sonra da yolcu ettim beyefendiyi. Okulun kapanmasına 2 ay kala aldığım ayakkabılar olmuyor diye tutturdu. Halbuki tam geldiğini görüyorum. Arkasına basa basa gitti, külhanbeyleri gibi. Terlikli hayata fazla alıştı. Bu akşam gidip ayakkabı alıcam.

Adsız, evet küçük adımlar ve sabır. Sanırım bu sabırla sonunda ereceğim. Size de mutlu, huzurlu bir okul yılı dilerim.

Herkese Sevgiler

dolphinblue dedi ki...

:) boynuz kulağı geçiyor tabii ... ya çok akıllı bu çocuk... bir gün bir açılcak tutabilene aşkolsun! bu zorla yazmalar yavaş yavşa okumalar unutulup gidecek sonrasında...

asliberry dedi ki...

açılır mı gerçekten? mehmet dalga geçiyor üzülme aşkım orta okula kadar söker okumayı diyor.