Okumalar
Benim çeşitli takıntılarım var. Ayşe Kulin, Elif Şafak, Perihan Mağden okumamak gibi, aslında temelsiz takıntılar. Yani açıklamaya kalksam adamakıllı bir ifade koyamam ortaya. Böyle bir halim var. Geçen hafta bir iş arkadaşım Ayşe Kulin'in Hayat kitabını uzattı, al okursun, ben bunu bitirdim, şimdi Hüzün'ü okuyorum dedi. Servis yolculuğu sırasında kitap okuduğumu görüyor, okumaktan hoşlandığımı biliyor. Bir an dehşete kapıldım. Reddedemezdim. Bu onun okuduklarına burun kıvırmak, büyüklük taslamak anlamına gelebilirdi. Aldım kitabı. Okumamazlık da edemezdim, serviste okurken elimde görmezse ayıp olurdu. Ayrıca evde okudum bitirdim de diyemezdim, sonra kitaptan ya bir soru sorarsa rezil olurdum. Böyle çocuksu korkularla okudum kitabı. Bir otobiyografi. Edebi bir değeri yok, hikayeciliği iyi değil, bir de üzerine korsan baskıydı. Kitabı bir nevi dedikodu dinleme tutkusuyla okudum. Tıpkı magazin programlarına yakalanınca hasıl olan hipnotize olma durumuydu. Kitapta 60'lı yılların İngilteresinde geçen çok önemli bir olay var. Doğum yaptığı hastanede doktor Ayşe Kulin'e bebeğini mamayla mı, kendi sütünle mi besleyeceksin diye soruyordu. Ayşe Kulin'in siz ne tavsiye edersiniz sorusu üzerine doktor, hemen toparlanmak ister misin? Eğer kendi sütünü verirsen, daha iyi beslenmen gerekir, vücudunun toparlanması ve zayıflaman da zorlaşır diyor. Ayşe Kulin de o zaman mama verelim diyor. Hemen Ayşe Kulin'e sütünü kesecek bir iğne yapıyorlar. Ardından "anne sütüne en yakın(!?!)" formül mama olan SMA'yı veriyorlar... Kitaptaki o bölümü okuyunca apışıp kaldım. Günümüzde bir doktorun meme mi vericen, mama mı vericen diye sorduğunu düşünebiliyor musunuz? Eğer annenin sütü varsa emzirmek elzemdir. Doktor böyle bir yönlendirme yapamaz. Kapitalizmin vahşetine bir örnek daha. Düşünsenize en doğal şey insanın yavrusunu emzirmesidir. Mama Sanayii ürünlerini satmak uğruna, psikolojik unsurları kullanarak doğal olanı yok edebiliyor. Kimbilir aklı selim, bağımsız kalmayı başarabilmiş bilim adamları, mama sanayisinin önüne geçebilmek için ne kadar uğraş verdi, kamuoyunu doğal olanın doğru olduğuna ikna edebilmek için ne savaşlar verdi. Keşke geçilen o dönemleri anlatan bir süt belgeseli yapsalar. Her zaman olduğu gibi bir kez daha inandım. Bilim insanlığın tek sigortası. Hayat kitabı çabuk bitti. Bayramda ablamın kitaplığından Khaled Hosseini'nin Bin Muhteşem Güneş kitabını almıştım. Hemen onu attım çantama. Yazarın ilk kitabı Uçurtma Avcısıydı. Ben onu okumamıştım, filmini izlemiştim. Çocuk oyuncular dışında çok parlak bir oyunculuk yoktu. Ancak hikayesi güzeldi. Bin Muhteşem Güneş'i okurken çok iyi bir hikayeciyle karşılaştığımı anladım. Kitabın ortalarına doğru bir satırı okurken, içimden yazarın doktor olabileceğini hissettim. Bana böyle oluyor, bazı şeyleri içimden biliyorum. Aslında okuduğum satırlar tıpla ilgili değildi. Acaba adamın biyografisi var mı diye kitabın önüne baktım. Evet adam gerçekten de doktormuş. İlk kitabını yayınladıktan bir süre sonra doktorluğu bırakmış. Şimdi Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nda iyi niyet elçisi olarak mültecilere yardım ediyormuş. Sadece iki kitabı var. Keşke daha fazla yazsa. Sonra gugılladım, daha çok genç olduğu için umutlandım. Favori yazarlarım arasına giriverdi. Çare yok yeni kitabını bekleyeceğiz.
zaman:
Çarşamba, Eylül 21, 2011
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


20 yorum:
Ayşe Kulin'den ben de çok eskiden 2 kitap okumuştum.. Adı Aylin ile Füreya.. dediklerinin hepsine katılıyorum..
hala Türk Kadın yazarlardan Aslı Erdoğan'ı tek geçerim !
Uçurtma Avcısı'nı ve Bin Muhteşem Güneş'i ise annem çok sever. hatta etrafında kim varsa onlara anlatıp okutmaya çalışır :) Babam da o sayede okuyup sevenlerden. ikisi de yeni kitabı çıkmasını bekliyor. haberin olduğunda bize de söyle :)
Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş beni de çok etkilemişti.
Ayşe Kulin'i bile okuyabildiğine göre Elif Şafak'ı da dene derim. Bit palas veya araf olabilir mesela...
Ben çok üzülmüştüm Bin muhteşem güneş'i okuduğumda...Uçurtma avcısının filmini ise iyiki kitabı okuduktan sonra okumuşum demiştim yoksa kitaba büyük haksızlık yapabilirmişim.Bulursan onuda oku filminide sil beyninden..
takip ettiğim gebeler ve anneler anne sütü versin diye o kadar çok dil döküyorum ki anlatamam.Bu kadar doğal bir dürtüden vazgeçmek nasıl bu kadar kolay oluyor hala anlayabilmiş değilim.süt kesilsin diye ilaç kullanılmıyor ama komşunun bebeği azcık fazla kiloluysa tüm anlatılanlar unutulup hemen mama başlanabiliyor.aslında formül sütleri de reçeteyle satmak gerek..
Uçurtma avcısı çook çok uzun zamandan sonra içime işleyen çok beğendiğim bir hikaye olmuştu , Bin Muhteşem Güneş' i bilmiyordum , bulmalıyım :) tesekkurler
sanırım sana getirdiğim kitaplar ilgini çekmedi aslı ya da okumuştun
İkinci oğlumda sütüm olduğu halde bebeğim emmeyi reddettiği için mama vermem gerektiğini söyleyen ünlü bir hastanenin prof. doktoru var desem! gerçi sonrasında adamı bıraktım çünkü herşeyi falsoydu ve aslında bebek gelişimi için verdiği kitapcığın sponsorunun da Milupa olmasından baştan anlamalıydım:)
Ayşe Kulin ve Elif Şafak da aynı duyguları bende yaşıyorum.Ayrıca günün modası olan bütün kitaplara bu yaklaşımı içgüdüsel olarak yaşıyorum. Gerçi Elif Şafak'ın bir iki kitabını okudum ve kurgusundan bir Türk yazar olamayacağını düşündürdü ve sonra öğrendim ki, kendisi İngilizce yazmış, başkası Türkçeye çevirmiş. Ayşe Kulin'in son kitaplarının korsanını bile almayı düşünmedim:))
Keske filmden once Ucurtma Avcisini okusaydin-hala gec degil :) Film kitaba cok buyuk haksizlik etmis bence :(
Yeni kitabini sabirsizlikla bekleyenlerdenim ben de :)
Fatoş Aslı Erdoğan'ı ben de çok seviyorum. Hosseini Yeni kitap çıkarırsa kesin bildiririm sana.
Çok Bilmiş, doğu yazarları sanırım kültürel olarak bize çok yakın oldukları için hikayeleri daha etkileyici geliyor. Masalsı bir tadı oluyor.
Serap evet Uçurtma Avcısı'nı da okuyacağım. Tamam filmi de sileceğim hafızamdan.
Zeynep çok etkileyici mutlaka okumalısın.
Handan insan bir demez mi sana kitap getirdim diye, ben onları unuttun sandım. Mehmete sordum yoo onları sana getirdi dedi. Sevmem mi ya, elimdeki biter bitmez onları okuyacağım. Tabii Saitçiğimle başlayacağım.
Fatma ha ya, o ne? Neden kendi dilinde roman üretmiyor bu kadın, İngilizceye kendi anadilinden daha mı hakim? Aman ne bileyim belki yurtdışında doğmuştur, anadili İngilizcedir de, Türkçeyi sonradan öğenmiştir. Bir de şu reklamlar uyuz ediyor beni. Ne zaman bir kitap yazsa, Ayşe Arman senin, bilmemkim gazeteci benim dolaşıp dolaşıp aynı şeyleri anlatıyor. Dantelli süslü kıyafetlerle manken pozları veriyor. Sanki gerçek işindeki yetersizliğini bu kenar süsleriyle örtüyormuş izlenimi veriyor. Ha bir de şu intihal meseleleri var, ona hiç değinmeyelim.
Aslı evet mutlaka okuyacağım Uçurtma Avcısını.
Uçurtma avcısı'ndan sonra Bin muhteşem Güneş'i aynı kişi yazmış
olamaz diye içimden geçirmiştim.
Leyla ile Meryem,iki tepkidir.Bize
dayatılanlara, yapılması gerekenlere
olması gerekenlere karşı hep Meryem
gibi tepkiliyim,oysa sen yazdıklarınla
düşüncelerinle Leyla gibi tepkilisin.Bu yüzden olsa gerek
her gün seni okumak istemem...
Emzirme üzerine zamanında 2 yazı yazmısım Anlat Anne'de (yazdım yani- hatırlıyorum :))) )
BUnların linkini vermek geldi icimden simdi.
http://anlatanne.blogspot.com/2006/08/hala-emziriyor-musun-sen-belki-de-henz.html
http://anlatanne.blogspot.com/2006/08/yukardaki-emzirme-zerine-yazya-kaldm.html
KUin yerine ben de 80 kere Murakami'yi tercih ederim (ki onu bana sen kazandırdın. bir ok kazandırdıın seylerden biri olarak)
(sanırımk ben de Murakami'yi Zeynep'e kazandırdım. senin kitap hala bende, benim kitap ise Zeyn'de. :)
:))))) e dedim ya ondan dakonuşalım bundan dakonuşalım derdindeyken aslı bak sana kitap getirdim dememişim,
ayşe kulinden bir türlü hazetmemiştim zaten..elif şafak konusunda aslında çok önyargılıydım sonra bit palası ve ardından baba ve piç i okuyunca kadının iyi kurgu yaptığını iyi anlattığını düşünmeye başladım.. bi oku derim.. ayrıca 2 sene emzirmiş bi anne olarak o kadının doktor ne derse desin iç güdüsel olarak zaten emzirmek istemesi gerekmezmiydi kimseyi dinlemez ki bu durumdaki biri...
ayrıca önce uçurtma avcısını ardından bin muhteşem güneşi oku derim.. Atatürkün kadınlara ne büyük armağan verdiğini daha iyi anladım bir kez daha
Aslı hanım ve burada yorumları bulunan hanımlar sanırım benden epey gençler.
Benim bir türlü inanmadığım, güvenmediğim tıp "bilimi" aleyhinde her zaman söylediğim bir örneğim vardır:
-"ben çocukken bütün doktorlar anne sütünün hiç bir faydası olmadığını söylerlerdi."derim hep...
uzun araştırma ve incelemeler sonucunda sunulan raporlarla hep ispatlanmaya çalışılan bilimsel veriydi bu. "Bilim" in o zamanki inancı bu şekildeydi.
yani Aslı hanım yanlış bir çıkarımda bulunmuşsunuz.
"Bilim" e o kadar güvenmeyin bence.:)
Ayşe'nin Kozası ben Leyla olsaydım sanırım Meryem'i mantığını ne yapar eder çürütürdüm. Daha mutlu bir son yaratmaya çalışırdım. Öff çok üzdü beni bu kitap.
Binnur seni çok özledim.
Bahar Ayşe Kulin'in bir hatası yok bu koşullandırmayla ilgili, doktoruna ve dönemin geliştirdiği görüşlere güvenmiş. Ben serviste Bin Muhteşem Güneş'i okurken bir arkadaşım a bende Uçurtma Avcısının kitabı var dedi, kitap ayağıma geldi resmen. Arkadaşım getirecek okuyacağım. Bence Bin Muhteşem Güneş'in filmini yapmasınlar. Benim kafamda çektiğim filmi bozmasınlar.
Adsız, bağımsız bilim adamları hala var. Ve her zaman var olacaklar. Ve ben daima bilime güveneceğim.
24 Eyl 2011 19:17:00
"bilime güvenme aslı"
tv.de gördüklerine de ilaçlara da, otomobile de, elektrik-elektorniğin marifetlerine de, hatta suyun kaldırma kuvvetine dahi inanma, öyle birşey yok. "adsız"a inanmıyorsan adıyamanda derin bir hoca varmış, ona sor:)
bu arkadaş buraya yazdığına göre kesin internet kullanıyordur. bir bildiği vardır herhalde, yazsa da öğrensek.
Aslı, Elif Şafak yurtdışında yetişmiş galiba o yüzden İngilizce yazıyor. Benim takıldığım konu ise edebiyatta ortaya çıkan eser hangi dildeyse o dilin edebi eseri olarak değerlendirilmelidir ki, edebiyatın aslı sözler, cümleler ve kitap değil midir? Bunların ifadesi de dildir. O yüzden Elif Şafak'ı Türk edebiyatının bir yazarı olarak göremiyorum malesef! Bu kadar şişirilmesini de aynen batıdaki gibi best-seller(!) yazarlar taklidinin seçilme yazarlarından olmasına bağlıyorum. Ayşe Arman veya başka gazeteci ile görüşmeleri, resimleri falan hep batıdaki yazarların PR(!)ının örnek alınması, bence:) Tabi Doğan Grubun en pahalı yazarı olması da ayrı bir neden:))
Yorumlardaki "bilime güven, güvenme" kısmı için de yazamadan geçemedim:) Ben bunu güven veya güvenme şeklinde kesin bir şeyle yaşamam da, tereddütlü yaklaşırım. Çünkü değişen herşey gibi, bilgiler değiştikçe, yeni şeyler keşfedildikçe bilim bilgileri de değişebiliyor. Özellikle modern çağda parayı elinde bulunduranlar bu bilgilere daha çok müdahale edebiliyorlar. Mama ve anne sütü de böyle bir şey bence. Geçmişde anne sütünün gereksiz olduğuna dair yaklaşımı ben de okumuştum ama sakın sorma çünkü nerede bilemiyorum. Özellikle 60larda mamanın kullanımın yaygınlaşması için bu epeyce yapılmış. Buna benzer bir şey benim hayatımda da var ve hatırladıkça bu tip bilgilere tereddütle yaklaşmamı hatırlatır bana:)1980lerde margarin o zamanın deyimi ile sana yağının yaygınlaşması için epey çalışma yapmışlar ki, o dönem 60 yaşında olan anneanneme doktor, kalbi için kullandıkları tereyağı terk ederek margarini bir zorunluluk şeklinde sunmuş ki, o evde zeytinyağı ve tereyağı dışında hiç bir yağ girmezmiş. Anneannem kendini zorlasa da(midesi bulanırmış) margarini yemeyi başaramamış. Ve 90lı yaşlarına kadar da yaşadı.Neyse...
Ateizmin putu "bilim". :))
Adıyamandaki hocayı filan da bilmem, ayrıca siz de istediğinize tapmaya devam edin, banane yahu.
Fatma hanım en doğrusunu söylemiş diyeyim, bitireyim ben lafımı!!
adsızın döneceğini biliyordum attığım zarfa:)
adsızlara sayın diye hitabetmek alışkanlığım yok ama, mutlaka bir insandır o yüzden sayın adsız diyorum.
Konumuz bilim idi ve pusuda yatan ise din olmalı sayın adsızın imasına göre.
Önce fatma hanım'ın yorumundan başlayayım:
Bizim bilimden kastımız elbette insanlığa yararlı olanları. gerisi fasafiso (merhum Erbakan'ın sözü:)
burada dört kitaptan söz ediyorum ve içinden birisi özellikle “Tarihi Değiştiren Bilginler” burada insanlığın yararına da kapitalizmin ve yedeği olan faşizmin vahşetine de hizmet eden bilim adamları var. Örneğin, Antoine Laurent de Lavoiser kimya biliminde insanlığa kazandırdığının yanında, barutu da icat etmiş olması lanetlik bir durum. Fatma Hanım’ın dediği tüccar kılıklı bilim adamları ürün satmak için toplumu yanlışa yönlendirebilirler. Onlarla biz de savaş halindeyiz.
Sözü fazla uzatmayayım, bilim mucizeler yaratıyor ve gözümüzün önünde oluyor bunlar. Gel de inanama buna. Kötü bilimin alternatifi yine yararlı bilimdir.
Sayın adsız, “tapma-tapınma” paradigmasını bilim ortadan kaldırdığı için üretemeyenlerin hedefi oldu anlıyorum sizi. Hem bilimin icadını kullanıyorsunuz hem de lanetliyorsunuz “put” diyerek. Bravo size!
Hakk'ın huzuruna varıncaya kadar herkes haklıdır.
Pirinç ile taş orda ayıklanacak.
Allah'ım pirinç olabilenlerden etsin "bizi"
Nokta.
Yorum Gönder