Bayram Dönüşleri
Benim evde kaldığım, herkesin bir yerlere gittiği bayramları çok seviyorum. Şehrin bomboşluğu falan bir yana, zira sadece bir gün çıktım evden dışarı. Hiç olmadığım kadar evcimendim bu bayram. Evin dağınıklığını topladım, kayınvalidemin evini temizlettim, çiçeklerine su verdim-çözümler ürettim (kuruyan dalları, yaprakları kopardım, budadım, çiçeklerin her birini punk modasına uydurdum, mehmet bunlar ölmemiş, tohuma durmuşlar diyerek güldürdü beni, tohuma durmuşlar da ne demek, şiirsel bir dil falan). Ben en çok bayram dönüşü eli kolu dolu gelenleri severim. Beni pek seven, tek yönlü de olsa bir ilişkiye razı olan bir komşum bana karaf hediye etti. Hem de pembe şarap renginde. Kapıdan öyle ayak üstü, ben sana bir hediye aldım dedi, ufak bir şey kusura bakma, niye zahmet ettin dedim, bilmiyorum beğenir misin dedi, sanki çok yüksek zevklerim varmış da hiçbir şeyi beğenmezmişim gibi, deli misin bayıldım dedim. Rengine vuruldum zaten. Ama öküz bir insan olduğum için gelsene bir kahve içelime vardırmadım. Aslında belki de bu yüzden sordu, bilmiyorum beğenir misin diye. Hani beni beğenmiyorsun ya, aldığım hediyeyi de beğenmeyebilirsin demeye mi getirdi. Beğenmiyor, arkadaşlık mertebene yükseltmiyorsun der gibi. Öyle düz, öyle net, lafı hiç dolandırmadan anlatıyor ki derdini. İlk zaman aynı binada oturuyorduk. Bana tarhana, afyon katmeri falan getirmişti. Bir iki görüşmeden sonra, baktı ilişki yürümüyor. Kitap isteme bahaneleri ile kapımı tıklatmaya başladı ve en sonunda patladı. Ben dedi kötü biri değilim, evinden dışarıya laf söz taşımam, dedikoducu biri değilim, sana zarar vermem. Hem oğullarımız da çok iyi arkadaş ama. Oysa benim dedikoducu çok arkadaşım vardır. Hem dedikoduyu ben de severim. Belki de dedikoduyu sevmediğinden arkadaş olamadık. Ne bileyim bir kimyası, bir formülü yok ki bu arkadaşlığın pat diye oluvermiyor ki. Hadi gel arkadaş olalım demekle olmuyor ki. Neyse uzun uzun konuşulacak bir mesele bu aslında. Bayram dönüşlerinin sürprizlerine dönelim. Ablam Çankırı'dan kiren, domates ve tazecik fasulye getirdi. Bayramda bir sağlık programı izledim. Zaten denk gelip de izlemediğim bir sağlık programı yok. Adam gençlik iksiri yiyeceklerden bahsediyordu ve kiren tüm kırmızılar gibi başı çekenlerden biriydi. Ah ah dedim, kireni nereden bulmalı. Sanki ablam beni duymuş, programdan bir hafta sonra bir torba kirenle geldi. Henüz olgunlaşmamış, büyük cam bir kaseye koydum, yumuşamasını bekliyorum. Domatesler geldiği gün bitti, Yaman tuzlayıp tuzlayıp yedi, acayip lezzetliydi. Fasulyeler hiç kılçıksız, tazecik. Dün akşam haşladım. Bu akşam yumurtalı fasulye pişireceğim. Bakalım babaannenin lezzetini yakalayabilecek miyim. Gurme Yaman Milor hemen yapar yorumunu. İşyerindeki bir arkadaşım da Niğde'den kara üzüm getirdi. Kapkara olanlardan değil, koyu pembelerden. Çok lezzetliydi. İnsan böyle güzel şeyler yediğinde her şeyi bırakıp köye yerleşmek istiyor. Yemek içmek, başka ne ki? Basıp gitmek varken, bu ipsiz sapsız şehirde hormonlu gıdalara ulaşabilmek için köpek gibi çalışıyoruz anasını satayım.
zaman:
Çarşamba, Eylül 07, 2011
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


10 yorum:
merhaba...aladığın kararlar sonbahara hazırlık..peki bu gri renk de kış için mi... senin gibi canlı bi insan için çok iç karartıcı geldi bana... tabi senin tercihin de seni günlük takip eden biz okuyucularını da düşünsen :)çok sevgi... bahar
Bahar, çok mu kötü olmuş ya? Daha önceki de gri idi ama biraz daha açıktı galiba. Ben bu tarayıcı hadisesini anlayamıyorum. Google Chrome'dan girince tabanı çok açık bir gri renkte gözüküyor, başlıklar beyaz. Ama internet explorer'dan girince koyu gri gözüküyor taban. Ben de bizim iş yerinde bir sorun olduğu için öyle göründüğünü sanıyordum. Sende de koyu gri mi çıkıyor, o zaman hemen el atayım cıvıltılı bir renk yapayım. Ya ben griyi çok seviyorum. Siyahla beyazın tam arasında ya, oportünist kişiliğime pek uygun.
Bahar bir kontrol edebilir misin? Şimdi sende nasıl çıkıyor biraz açtım tonları. Okunaklı mı?
valla yine pek beğenmedim bu sefer de soğuk bir hava verdi bence arkadaşım? canlı bişeyler yok mu?
okumakta sorun yok renkler sıkıntılı..yaşlı ve soğuk... ayyyyy yaş mı dedim :) nefret ediyorum yaş olaylarından.. bence griden vazgeç derim..neden ısrarla gri ve tonları ?
ya bırak oportunıst falan ya anladım o zaman maviyle kırmızı karıştır... maviyle yeşil karıştır... kafanı karşıtırmıyım ben seni griyle bağdaştıramıyorum sen kırmızı pembe turkuvaz olmalısın... kenarları griyle çiz yine...
Ama ama ben başladığımdan beri hep gri tonlarını kullandım. Yani bak şimdi sadece bu gecelik moralin bozulmasın diye bu şablona döndürdüm. Ama beni böyle yeşiller içinde hayal edebiliyor musun?
Bak şu anki şablon ilk şablonum en iyisiydi sanırım. Ne dersin?
bence de en güzeli bu oldu...
teşekkür ederim :)
Yorum Gönder