
Sabah Handan'ın Kaleminden okudum. Fazla söze gerek yok. İşçiler sendikalı olarak geri alınana ve çalışanlara insanca koşullar sağlanana dek Desa'yı boykot ediyoruz.
***
Savaş Karşıtları Sitesinden Alıntı:
Desa, işten atmaya devam ediyor
20-11-2008
Tüm kadınlara çağrı
Desa Patronu sendikalı işçileri işten atmaya devam ediyor.
Emine Arslan 143 gündür direniyor.
Bildiğiniz gibi Desa fabrikalarında işçiler insanlık dışı koşullarda çalışıyor. İşçilerin ortalama aylık ücretleri 440 YTL. Desa'da normal çalışma saatleri haftada 6 gün, günde 10 saat ile insani çalışma koşullarının bile çok üstünde. İşçiler ne zaman biteceği belli olmayan ve sabahlara kadar sürebilen fazla mesaiye mecbur bırakılıyor.
Desa fabrikalarında çok sayıda kadın işçi çalıştığı halde kreş ve emzirme odaları yok. Kadınlar en ağır işlerde bile çalışırken ustalar ve yöneticiler erkek.
8 yıllık Desa işçisi Emine Arslan evinde sendika örgütleme toplantıları yaptığı için işten atıldı. Emine Arslan işten atıldığı 3 Temmuz gününden beri, Desa Fabrikasının kapısında bakacak kimse olmadığı için yanına aldığı çocuklarıyla, yoğun trafik gürültüsü ve egzos dumanı altında direniyor. 12 yaşındaki kızı kimliği belirsiz bir kişi tarafından kaçırılmak istenen Emine Arslan İşverenin tehditlerine maruz kalıyor ve direnişten vazgeçmesi için para teklif ediliyor. Direniş devam ediyor.
Uluslararası sendikalar ve yine uluslararası bir kampanya ile desteklenen Desa direnişi büyüdükçe, Desa patronu işçilerin örgütlenmesini ve dayanışmasını engellemek için harekete geçiyor. İşçileri birbirine düşürmek, dayanışmayı kırmak istiyor.
Desa patronlarına işten atılan işçiler sendikalı olarak geri alınsın ve Desa işyerlerinde insanca yaşam koşulları sağlansın demek için Emine Arslan'ın da katılımıyla yapılacak basın açıklamasında hep birlikte olalım mı?
22 Kasım Cumartesi günü saat 13.00'de Istiklal Caddesi DESA Mağazası önünde buluşup basın açıklaması yapıyoruz. Halep Pasajı Girişi-No:140 (Beyoğlu Sinemasının olduğu pasaj, Atlas Pasajının karşısı)
Sevgiler. Desa Direnişiyle Dayanışma İstanbul Kadın Platformu
***
Emine Arslan'ın Röportajı İçin Tıklayın
Emine Arslan ve Desa Emekçileri Yalnız Değildir


4 yorum:
aslı seni seviyorum dahası takdir ediyorum bir de bu oğlanı çok sıkıştırmasan!!! su akar yatağını bulur; bak, benim çocukluğum resmi nüfusu 1500 ama aslında iller bankasından yardım alabilmek için şişirilmiş bir dağ ilçesinde geçti!!!! ha ne oldu okuduk, yazdık, gezdik, konuştuk genlerden geleni geliştirdik.... sıkma oğlanı nyese o olacak mehmet bey ve senden /sen diyorum kusura bakmazsan/ ne aldıysa geliştirecek.
selamlar
handan
benimle iletişime geçmek istersen bloguma msn bırak ben onaylamdan alırım seni
Alın terinin ucuza kapatılabildiği ama,
insan onurun o kadar ucuz olmadığını aradabir de olsa gösterebilmek...
güneyden, sadece gönül desteği sunmakla yetinmek aciz bırakıyor ama,
böyle, yüreği (üreten)insana saygı için çarpanlara,
üretmeden geçinmeyi,
hatta köşe dönmeyi "gurur" sayanlara
lanet okuma duyarlılığında olanlara selam olsun...
zamaninda calistigim firma, isciler sendikal faaliyetlerde bulunuyorlar mi diye, iscilerin arasina muhbirler salardi. bu adamlar da isciydi. aksamlari kahvede ne muhabbet donuyor, patrona bir bir sayarlardi. kahvede sohbet arasinda agzindan sendika sozu cikti diye, isten cikardiklari adamlar oldu. patronun babasi, atin bunlari, sokakta bunlardan cok, yenisini buluruz derdi...
isgucune boyle bakan insanlardi. ustelik bu insanlar dini butun, sıkı müslüman gecinen tayfadandi. hala faaliyetleri suruyor. zamaninda maaslarimiza para yok diye zam yapmayip, cami yapimlarina fabrikasinda calisan calisanlarin toplamindan cok para bagisladigini duyardik...
bu insanlarin isi cok zor, coook. gonlum onlarla. kendim gidemesem de...
Ama Handan yazdıklarımdan Yaman'ı çok sıkıştırdığım mı anlaşılıyor? Bu uyarıyı yapan tek kişi değilsin. Bir çok blog arkadaşım da aynı şeyi söylüyor. Ama Yaman'la aslında gün öyle geçmiyor. Yani ben ona şunu da öğren, bunu da öğren, kusursuz varlık ol diye herhangi bir baskı yapmıyorum. Aksine beraber geçirdiğimiz her dakka dudak dudağa geçiyor. Ben daha çok kendime baskı yapıyorum. Ne yapsam da bu oğlanı geliştirsem, sanatla, kültürle içiçe olmasını sağlasam diye. İşte ne yapıyorum resmi yaşamımızın içine taşımaya çalışıyorum. Birlikte resim bakıyoruz, birlikte resim yapıyoruz. Onunla birlikte ben de öğrenmeye çalışıyorum. Ama galiba yazdıklarımdan çok kuralcı olduğum anlaşılıyor. Oysa ki ben öyle değilim. Sanatsız, kültürsüz, yavan büyümenin sancılarını yaşıyorum aslında. İşte bütün annelerin gazı aynı değil midir? Ben görmedim sen gör oğlum. Fakirlik anlamında parasızlık çok fazla dert olmadı da bana, kültürsüzlük çok dert oldu. Yani o yüzden öyle takılmış plak gibiyim.
Yorum Gönder