İş yerindeki Adana’lı arkadaşımın (hani kızı Peygambere mektup yazıp, ödül kazanan) Yaman’la yaşıt bir oğlu var. Oğlan çok iştahsız ve yeme sorunları nedeniyle bünyesi zayıf düştüğünden bu yaz çeşitli hastalıklar atlattı. Arkadaşım çok zor günler geçiriyor, neler neler deniyor, ama hiçbir şey yediremiyor, çocuk sadece kek yiyiyormuş. Kızcağız harika yemekler yapar, özellikle kurutulmuş patlıcanla yaptığı ekşili/acılı dolmaları çok meşhurdur. Ancak ilginçtir ki kek yapmayı beceremiyor ve çocuğa sürekli hazır top keklerden yediriyorlar. Dün gece hava çok sıcaktı, Yaman’ı uyuttum ama ben bir türlü uyuyamıyordum, gece saat 00.35 civarında kek yapmaya karar verdim. Oğlanı ev yapımı kekle besleyeceğim ya, Hatice’nin Zencefilli Kek’i aklıma geldi, içinde pekmez var, tereyağı var, zencefil var, çikolata var, daha ne olsun? Giriştim hemen, miksere ağır ağır bir kaşık pekmezli, bir kaşık kuru karışım ekliyor, bir yandan da düşünüyorum, aklım sürekli Biricik’te. Gündüz işyerinde toplu vergi kimlik numarası arama ekranından ismini aradım, doğum yeri ve doğum tarihini biliyordum, bu bilgilerden baba adına ulaştım, 118’i arayıp baba adından telefonlarını bulmaya çalıştım, yok nafile. Nasıl ulaşacağım, nasıl ulaşacağım? Karışıma bitter çikolata parçalarını ekleyip spatula ile alt üst ettim, nasıl bulacağım ben bu kızı? Karışımı kek kalıbına döktüm, fırının kapağını açtım, keki koydum, cep telefonu yokken ne yapıyorduk, fırının kapağını kapattım ve trinnnnkkkkkkk; Fihrist… Kitaplığa koştum, eski fihristlere baktım tek tek, sen misin teknolojiye teslim olan, işte böyle aranırsın defterler arasında, yok, yok, yok. Bir küçük kahverengi cep ajandası buldum, 1995 yılına ait. İçini karıştırdım, her ay başına ödeyeceğim borçları işlemişim, pamuk bank kart borcum, eski işyerindeki arkadaşlarımın adları ve karşısında elden aldığım borç tutarları, Hanifenin taksitli mağaza kartıyla bot almışım. Sonra Mehmet’le gittiğimiz filmlerin listesini yapmışız. Birkaç şiir not etmişim. Saçma sapan şeyler yazmışım. Arkadaki fihrist kısmından ilgili harfi açtım umutsuzca veeeeee öz annesinin telefonu yazılı. Bunca yıl bunu nasıl akıl edemedim. Saate baktım 01.30, bu saatte arasam sapık muamelesi görürüm. Lütfen numaraları değişmiş olmasın diye dua ederek sabahı zor ettim. Sabah işe geldim bir anlamsız yoğunluk, iş üstüne iş. Sonra Havva geldi, kız kardeşinin ÖSS sonuçlarına bakmak istedi, Florence Nightingale Hemşirelik Bölümünü kazanmış, sevinç göz yaşları, hemen Rukiş’i aradım, Ceren’in sevinçli haberini aldım, coşmalar, ağlamalar ve öğlen oldu, dün bir iş arkadaşıma söz vermiştim yemeğe çıktık. Kahverengi cep ajandam çantamda, aklım sürekli orada. Ve öğleden sonra oldu, defteri açtım, numarayı çevirdim, evet numara değişmemiş, annesiyle görüştüm; “iki gün önce buradaydı, seni aramak istedi, olmadı” dedi, cep numarasını aldım. İçim rahatlamış bir şekilde, numarayı çevirdim ve arkama yaslandım. Offfff, kızı orta sonda, oğlu ilkokul sonda, ben hala karşımda 17 yaşında bir genç kız bekliyorum, ben onu öyle bıraktım ya, öylece... Ama yorgun bir anne sesi. Çocuklarına hep benden söz ediyormuş, çocukları da uyuz oluyormuş, “öfff yatıyoruz Aslı, kalkıyoruz Aslı” diyorlarmış, “ama ne yapayım tek arkadaşım sensin” dedi. “İstanbul’a dönmeyecek misiniz” dedim, “Mersin’de zor geçiniyoruz, İstanbul’da nasıl yapalım…” dedi. Biz de gidebilsek İstanbul’dan ah. Konuşacak çok şey vardı, işten aradığım için hiç birini konuşamadık, sadece “özledim, çok özledim” diyebildim, tıkandım zaten, boğazım düğümlendi, ağlamamak için zor tuttum kendimi. Hep arayacağıma söz verdim. O da bana geleceğine söz verdi. Ben bugün gerçekten çok mutlu oldum. Ne güzel bir gün bugün, ağlamalar, gülmeler, her şey harika, çok mutluyum ama çok.
Subscribe to:
Kayıt Yorumları (Atom)


15 Comments:
Hep böyle mutlu haberler al, Aslıberry, hep mutlu ol, bak ben de yazından aldım mutluluk payımı...Ne güzel..
Bulabildiğine çok sevindim, en azından artık birbirinize zaman ayırabileceğiniz zamanlar yaratıp sohbet edebilirsiniz. Belki anlatacak birine ihtiyacı vardır, ki herkesin vardır, o kişinin sen olması hoşuna gidecektir.
Eminim o senden daha çok sevinmiştir. Sanırım çok yalnız. Ama bu arada kekin akibetini yazmamışsın:)
Ne güzel ya, gerçek bir arkadaş ancak bu şekilde davranır. Sen çok iyi birisin, insanlara verdiğin değer çok hoşuma gidiyor. iyi ki senin gibi kişiler var dünyada.
Zeyno çok teşekkürler, hepimiz hep böyle iyi haberler alırız umarım.
Aslı nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Bu akşam yoğun olmazsam gene arayacağım.
Çenebaz bugün arkadaşım kekin çok güzel olduğunu ve oğlunun afiyetle yediğini söyledi. İçim rahatladı.
Enne güzel sözlerin için çok teşekkür ederim.
Svg.
Harika haberler üstüste:)) Devamı gelsin bol bol:)) İddialı olabilir söylemek ama fazlasıyla hakediyorsun:)
Annelog, çok teşekkür ederim.
Sevgiler
Ne güzel bir şey ya böyle bir arkadaşı, uzun zaman görüşülemeyen birisini arayıp bu kadar sevinebilmek, duygulanmak. Çok samimi geldi yazı. Çok sevdim.
Ali Kayhan Merhaba,
Hepimizin İcabına Bakıyorlar başlıklı yazımı okuduysan, bambaşka anlamları da var O'nu buluşumun.
Svg.
Okudum şimdi, hem de birkaç kere ve yazıların samimiyetine ve anlamlarına bir kez daha hayran oldum. İyi ki bulmuşsunuz O'nu ve umarım her şey daha iyi olur O'nun için.
selam yazdiklarini okumak cok guzel ama yazarken arada "enter" a basip alt satira gecer misin? Rss okuyucum butun yazdiklarini tek satirda cikarip dagitiyor da :)
kolay gelsin...
İsmail Bey Merhaba,
Bundan sonra dikkat edeceğim.
Svg.
aslı, ben geldim:))adana sıcağının en beter olduğu zamanlardı. korkunç taşınma işini nasıl halledebildik ve o 1000 km yi eşyalarla tıklım tıkış bir arabayla nasıl katettik hala inanamıyorum. arçil'in eski okulu sorun çıkardı, alamayız filan, dediler, öff tekrar torpil bul, onları arat vs nihayet okul sorununu da çözdük bugün. evi bir düzene sokmaya çalışıyorum şimdi deliler gibi. daha uzun yazarım. bu birkaç gün yağmur yağacakmış ne güzel olacak! yakın olsaydın moda'ya giderdik yorgunluk kahvesi içmeye.
arkadaşını bulmana çok sevindim. insan farklı yollarda farklı büyüyor ve birbirini tanıyamacak kadar değişiyor, bu çok normal. ama ortak noktalar bulmak değil de birbirine yalnız olmadığını hissettirmek için kurulan dostluklarda ortak nokta falan filan da hiç önemli olmuyor. sadece insan sıcaklığı... bu da çok büyük bir şey.
yaman'ı ve seni çok öperim. mehmet'e selamlar.
Hayat ne yazık ki herkes için eşit şartlarda başlamıyor. Bunun yanı sıra dönüm noktalarında alınan kararlar her şeyin akışını değiştirebiliyor. Hep düşünürüm geçmişte aldığım bazı kararlarım farklı olsaydı ne olurdu diye. Geçen akşam tv de bir film izledim "Bay Kader" diye çevirmişler ismini. Klasik bir hollywood filmi gibiydi ama konu beni çok etkiledi.Kısaca belki de yaşadığımız hayat olabilecek olanın en iyisi de olabilir.
Endişeli Peri Hoş Geldin,
Gözlerim yollarda kaldı, bir ara telefon etmeyi bile düşündüm. Kafan biraz olsun rahatlamış, üzerinden yük kalkmıştır.
Görüşürüz.Svg.
Şebnem,
Bu söylediklerini son günlerde çok sık düşünüyorum.
Svg.
Post a Comment